‘sen’ olarak etiketlenmiş yazılar

Aferin Size

Cuma, 26 Eylül 2008

Bora ve Gökçe, ikisinin de sevgilisi yoktu ve hepimizin bildiği gibi sevgilisizlik bazen bir sosyal statü eksikliğidir ve bazen cinsel hazzı gidermek için paravan amacın yokluğudur ya da hatta sevmese bile sever gibi hissetmek isteyebilir insanlar. Bazen bunların hiç biridir ve bazen de hepsinden birazıdır. Bunu yapmayacak olan insan azdır ve yadırgamamak ve daha da önemlisi yagılamamak gerekir. Afferim hepimize.

İşte bu Bora’nın en iyi arkadaşı ve Gökçe’nin kankası sevgililerdi. Gökçe ve Bora’nın tanıştırılmaları çok zor olmadı ve yine hepimiz bilirizki ne kadar hastalıklı bir durum da olsa biz sefil insanlara güzel gelir böyle iki çift şeklinde dolaşmalar. Aman de ne güzel sevgilimin en iyi arkadaşı en iyi arkadaşımın sevgilisi durumları. Afferin hepinize.
(more…)

Anne Bak Bizim Şarkı

Çarşamba, 03 Eylül 2008

bir gün daha bitti işte
bir gün daha yırttım takvimden
zaman gerçekten çok mu hızlı akıp gidiyor ?
he anne gerçekten çok mu hızlı?
ah benim akılsız kafam resim konuşur mu hiç 
yaşayanlara sorsana hem onlar daha iyi bilir
kusura bakma anne, ne olur darılma.
onlar bu işin ehli ya ondan öyle dedim.
ne de olsa onlar yaşıyor bizim gibi değil.
evet evet size dedim çok mu hızlı ?

(more…)

Doğal Afet Dolunayda

Çarşamba, 03 Eylül 2008

Kanayan kaç yaramız var şimdi. En son nelere küsüp sırt çevirdik. En son ne zaman bi çok şeyi geri plana ittik. En son ne zaman düştük, kanattık yüreğimizi, içimizi, Ne zaman az isteyip çoğu bulduk. Hiç bir zaman değil mi. Okadar temiz görünüyor ki şöyle bir yüzlere bakınca. Etraf o kadar kirliki, çarpık kentleşmede çarpışan otalar gibiyiz değil mi. Sürekli bulanık hayat, hepimize şöyle iyisimi beş numara gözlük gerek.Ne için mi hayatın gerçeklerini en temizinden göremk için. Şu zamanlarda o kadar garip haldeyiz ki, herşeyi göze aldım şu sıralar. İçimde okadar oflu üflü cümleler var ki. Tüm iyliklerimi sollayan o kadar cümle var ki, Ama yine hep aynı değil mi. Silbaştan yazıp yazıp silmek hiç ummadığın anda güvendiğin anda dağal afet dolunayda. Tüm kötülükler karşında yada sen o kadar duvara çarptığın içindir. Bağışıklık kazandık belkide. O da kötü ama sonra alay etmeye başlıyosun olanlarla hayatla. Halbu ki en komik sen görünüyorsun değil mi.Aynalar ah aynalar bi zaman sonra onlara yaşlanacaklar. Şunu belirtmek isterim bu dönem bu sene için bu son yazdımdır, ne olur ilerde bilemem. Bende çok çarpıtmış olan bir sistem yüzünden sahalardan çekiliyorum. öss canavarı karşımda şimdi, herşeyi baştan başladım ben bu sene herkese hayırlı olsun. Hiç bi zaman yılmayın, iyi sizi bulur unutmayın…

Cansuyum… Korkuyorum…

Pazartesi, 25 Ağustos 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla….

Korkuyorum bebeğim… Sana sahip olabilmek için katettğim onca yol var ki… Sana bu kadar aşık olacağımı nerden bilebilirdim. Seni bu kadar seveceğimi nasıl anlayabilirdim. Oysa sadece bir umuttu içimdeki seni örseleyen. Sana bu kadar ait olabileceğimi nerden bilebilirdim ki… Kendime şaşırıyorum biliyor musun. Bu kadar aşık olmama şaşırıyorum.  Oysa sadece “şimdi sen benim sevgilim olsan” la başlayan, “ sensiz bir hiçim” le devam eden bir sevdanın tam ortasındayım şimdi. Gözlerine baktığımda dahada aşık oluyorum her geçen saniye. Sen şimdi karşıma geçmiş “KORKUYORUM” diyorsun. Hayır cansuyum. Hayır ben korkuyorum asıl. Seni kaybetmekten korkuyorum. Senin kalbine dokunamamaktan korkuyorum. (more…)

Düştüğünde Dizini Kanatan

Çarşamba, 20 Ağustos 2008

Gitmeler dönmektir, yola çıkma vakti şimdi demiş ve bir beklemeyi koşup gitmiştin erguvan teğetlerine, zaman-sız gidiş vaktin, yaşamımın koşarcasına soğuran bir anındaydı. Ben an-sız kaldım senden sonra, sen ise anı olmaya an kaldın bende…senden habersiz bir ´biz´ yarattım ve sen içerimde yaşamaya başladın. Yoksun ama biz varız içerimde… Yokluğunda geceleri uykumu uyuyorluğumdan uyanıp aniden hala orada mısın acaba diye içimde yoklar oldum seni.. ah ne iyi, baktığım her kare yer yüreğimde hiç gitmeyecek bir beklemeyi duruyor oluyorsun; sussuzca….seni soluk alıyor, sana duruyorum. Ama sesin dolanıyor hep ayaklarıma ve düşüyorum yolunda. Suretin geliveriyor o an göz bebeklerimin önüne.. o an’ım, bir an sana bakar durakalıyor, sen de duruyorsun bir an.. yeni bir an’ı daha olmadan evvel bir an..duruyorsun; suspusuluğunda minik bir kara çocuğum ben, unutuyorum hemen düşüşlerimi, düştüğümde kanayan dizlerimi ve gidişlerini!.. Geleceğine dair kocalttığım umutlarımın yüzü-suyu hürmetine unutuyorum acıtanlığını…her gece  Mirzagül kokuna yaslanıp, uykuma giden ılıklığınla kapatıyorum göz kapaklarımı. (more…)

Gitmek Gelmiyor İçimden

Pazar, 03 Ağustos 2008

Yapayalnız bir şehrin sessiz sokaklarında yürüyorum. Topuklarım yere temas ettikçe çıkan sesten başka ses yankılanmıyor kulağıma. Evet… Yalnızım… Yalnız bir başıma yürüyorum gecenin karanlığına. İçimde bir sıkıntı var nedenini bilmediğim. Kendimi seni düşünürken buluyorum yine. Ve yine süzülüyor yanağımdan bir damla hüzün. Nedeni neydi bilmediğim çıkmazlardayım yine. Yine yalnız… Yine bir başına… Aklıma gelmişken. Hatırlıyormusun o ilk gecemizi. Deniz kenarında, ıssız bir sahildeydik hani. Nasılda utanmıştı gözlerimiz birbirine bakarken usulca ve kaçamak. Yanaklarımızdaki kızarıklığa güneşi sebep göstermiştik hani. Aslında titrek birer güvercin kalbiydik ikimizde. Ayaklarımız yere basmıyordu hani. Heyecandan konuşamamıştık bile. Sadece ben elini tutmuştum sen denize dikmiş gözlerini, başını omzuma yaslamıştın. Şimdi arıyorum o günlerimizi. O heyecanlarımızı, sevinçlerimizi, kalbimizi… (more…)

Aşk-ı Bade

Perşembe, 31 Temmuz 2008

Belleğinde silinmiş hatıraları yaşıyorum,sen bilmezsin.
Bir aşkın ardından kalan kırıntıları veriyorum içimdeki güvercinlere.Hepsinin adını umut koydum.

Umut güvercinlerini salıyorum gökyüzüne.Kimisi uçmak istemezken,kimisi de bana inat yanına havalanıyorlar.Hepsini sana göndericem yakında.Öncesinde sensizliği ezberletiyorum onlara.

Artık sabahları da erken uyanmıyorum.Sanırım yok oluyorum yavaş yavaş.Kimsenin farkında değilim.İçtiğim aynı sigara aynı tadı vermiyor sende sonra.Daha da acı geliyor.Ve aynı şehir.Anlamı yok oluyor.Sen yoksan hiçbir şeyin tadı olmuyor.Ne film izlemenin ne de yemek hazırlamanın.
(more…)

Seni Seviyorum

Perşembe, 31 Temmuz 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla….

Uzun uzun zaman sonra hissettim ben bu duyguyu. Sveda çekmedim çünkü uzun uzun yıllardır. Sadece kendimi avutmak için yaşadığım bir kaç maceraydı. Bu gün ilk defa gözlerine baktım içimin titrediğini hissettim bir zaman. İçimi boşver gördün ellerim tittredi tutarken bardağı. Sana bu kadar yakın olmak, tenine dokunmak, gözlerine bu kadar yakından bakmak ne kadar güzel bişeymiş oysa. Sen bilmiyorsun. Merdivenlerden inerken ayaklarım titredi. Bu kadar uzun gelmedi o merdivenler hiç. Bana herşeyim dediğin gün herşeyimden fazlası oldun bir tanem. Yüzün o kadar güzeldiki için kadar. Ne kadar saf duyu varsa dünyada sana hissettim o an. Yaşamamıştım uzun uzun zamandır bu gibi. İçimi titretmedi hiçbir şey senin kadar. Aslolan nedir bilmiyorum. (more…)

Rüya

Çarşamba, 30 Temmuz 2008

Koca şehrin tek durağıydı geldiğin.
Koca şehrin tek bir “zindanı” vardı sana hapsedildiğim…
Kaç kaldırım taşı saydım bir ay iki günde.
Kaç kez arşınladım yolları;
sensiz tutsaklığımdan senli zindanıma varan seferde.

Çıkar iki günden bir ayı
Kaldın işte elimde…
(more…)


38 sorgu. 0.853 Saniyede Olustu.