‘sessiz’ olarak etiketlenmiş yazılar

Ortaoyunu

Çarşamba, 11 Haziran 2008

ORTAOYUNU

1.ORTAOYUNUN KAYNAĞI
Orta Oyunu’nun, “Meydan oyunu” ve “Kol Oyunu” dan geçerek varmış olduğu son şekil; konuları, oyunların dramatik yapısı, oyun tarzı, komik unsûrları ve tipleri ile Karagöz’ün Perde’den meydan’a inmiş şeklinden ibârettir. Şükrü Elçin de Ortaoyununu aynı şekilde “Meddahın çok sanatkârlı şekli veya Karagöz’ün perdeden yere inmiş nev’i” olarak tanımlamaktadır. Meddah’ın çok sanatkârlı bir şekilde veya Karagöz’ün perdeden yere indirilmiş hali olarak tarif edebileceğimiz Ortaoyunun Türkiye’de eski kol oyunlarının temsili bir karakter alması ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. (more…)

Sessiz Gemi’de Üç Yolcu

Salı, 10 Haziran 2008

Yahya kemal, Nihat Sami Banarlı ile “Sessiz Gemi” şiiri üzerine yaptıkları bir görüşmede bu geminin bir tabut olmadığını anlatmıştı. Bir tabut değildi bu gemi ama hiç yolcusu yokmuş gibi yol alıyordu. Aslında geminin bu yolculuğuna başından sonuna şahitlik etmiş üç yolcusu, kalkışta farkedilmiş olmasalar da anlattıklarıyla hem rıhtımda kalanların gözünden hem de yolcusu oldukları geminin güvertesinden bugüne ışık tutmaktadırlar. Günlerce siyah ufka bakanların nemli gözleri biraz olsun dinlenmeyi hak etmiştir artık.
(more…)

Annemle Aramızdaki Bağ

Cuma, 06 Haziran 2008

Annemle aramızda, hiç konuşmadan sessizce kurduğumuz bir iletişim bağı vardır.
Bundan on dört yıl önce, annemden… en iyi arkadaşımdan… en yakın dostumda 800 mil uzakta, Indiana, Evansville’de yaşıyordum.
Bir sabah, sessiz sessiz düşünürken, birdenbire annemi arayıp, nasıl olduğunu sormam gerektiği duygusuna kapıldım. Önce biraz tereddüt ettim.
Annem dördüncü sınıf öğretmeni olduğu için, sabahın 5:15’inde onu aramak, onun günlük programını aksatabilir ve onu derse geç bırakabilirdi. Ama içimden bir ses annemi hemen aramamı söyledi. Annemle üç dakika kadar konuştuk ve bana iyi olduğunu söyledi.

Aynı gün daha sonraki saatlerde telefonum çaldı. Annemdi, bana sabahki telefonumun hayatını kurtardığını söyledi. Annemin işe gittiği yolda çok büyük, zincirleme bir kaza olmuş ve eğer annemi üç dakika kadar daha geç arasaymışım, annemin de o kazada yaralanması ya da ölmesi kaçınılmaz olacakmış.

Bundan sekiz yıl önce, ilk çocuğuma hamile kaldığımı anladım. Bebek 15 Mart’ta dünyaya gelecekti. Doktora bu tarihin benim tahminimden çok erken olduğunu söyledim. Bebek benim tahminlerime göre 29 Mart ile 3 Nisan arasında doğacaktı, çünkü o süre annemin bahar tatiliydi ve bebek doğduğu zaman annemin yanımda olmasını istiyordum. Doktor gülümseyerek tahmini tarihin mart ayı ortası olduğu konusunda ısrar etti. Bense sadece gülümsedim. Reid 30 Mart’ta dünyaya geldi. Annem ise 21 Mart’ta yanıma geldi.

Altı yıl önce tekrar hamile kaldım. Doktor bebeğin mart ayı sonuna doğru doğacağını söyledi. Ben, bu kez daha önce doğacağını, - tahmin ettiğiniz gibi – annemin tatilinin bu kez mart ayı başına rastladığını iddia ettim. Doktorla birbirimize bakıp gülümsedik. Breanne Mart’ın 8’ınde dünyaya geldi.

Bundan iki buçuk yıl önce, annem kansere yakalandı. Zamanla tüm enerjisini, iştahını ve konuşma yeteneğini yitirdi. Annemle Kuzey Carolina’da hafta sonunda birlikte olduktan sonra, Ortabatı’ya dönmem gerekiyordu. Annemin yatağının yanında diz çöktüm, elini tuttum ve ona, “Anneciğim, tekrar gelmemi ister misin?” diye sordum. Başını evet anlamında sallarken, gözlerini araladı.
(more…)

Yalnız Çocuk

Çarşamba, 04 Haziran 2008

Sessiz bir aksam üstüydü,
Yalnız çocuk ağlıyordu yine…
Kaybolan yıllarını arıyordu,
Yapayalnız sokaklarda…
Titrek sokak lambası ışığında;
Unuttuğu sevgiye bakıyordu,
Masum ve garipçe…
Yürüyordu çıplak ayaklarıyla,
Ne zamandır unuttuğu;
Sımsıcak ana sevkatine… (more…)

Hayal

Salı, 03 Haziran 2008

‘’O yok ama Hayal var…’’
Sabah öpülerek uyandırılıyorum.Öyle bir öpüş ki sıcaklığıyla içimi titretiyor.Kalkıp elimi yüzümü yıkıyorum. Odama geldiğimde ‘Günaydın Güzellik’ diyor Hayal bana…  Üzerimi değiştirip okula gidiyorum.Bütün gün Hayal’in özlemiyle geçiyor.Derslerden hiçbir şey anlamıyorum.Bedenim sınıfta aklım Hayal’de…Onu seviyorum…  Okul bitiyor.Otobüs durağına yürürken bir anda karşıma hayal çıkıyor.Elinde bir buket çiçek,gözleri gözlerimde…Öyle bir sarılıyor ki bana…Yerkürede sonsuz şiddette bir deprem oluyor.Aşkımız yeri göğü inletiyor…  Birlikte sahile gidiyoruz.Banklara oturup usulca denizi seyrediyoruz.Hiç konuşmuyoruz.Konuşmamak çok şey anlatıyor ikimize de. (more…)

Çikolatayla Gelen Mutluluk

Pazar, 01 Haziran 2008

Mutlaka bitecekti bu aşk da…
Kontörü biten telefon gibi,
Söylenememiş sözler bırakacaktı ardında
Kelimenin biri yarım kalacaktı
Ve karşıdaki asla tahmin edemeyecekti
Ne de olsa taş kalpliydi o
O en anlamlı kelime bitirilse de anlaşılamayacaktı
Mutlu olmanın çikolatasız bir formülü aranacaktı
Bulunursa ne mutlu… (more…)

36 sorgu. 4.467 Saniyede Olustu.