‘sıkıntı’ olarak etiketlenmiş yazılar

Kekeleyen Bir Aşk

Pazar, 22 Haziran 2008

Kekeleyen bir yaşamın hecesinden geliyorum sana,
Sesimdeki karıncalanmayı gövdemin nemiyle silerek…
Ve…Dünyayı tek bir renge boyamaktanda yorgun.
Derin ve dar bir yataktır geldiğim yer.
Kime biraz gülümsediysem, garip bir önlem
duygusuyla biryerlere gecikiyormuş gibi telaşlı arkasını dönüp gitti…

“KORKUNUN ve SEVGİSİZLİĞİN CUMHURİYETİNDE
AŞKIN KIRICI MEVSİMİYDİ YAŞADIĞIM”

(more…)

Mobbing Kavramının Türkçe Serüveni

Pazartesi, 09 Haziran 2008

Kavram karmaşası, bilim dallarının üstüne çöken kara bir bulut gibidir. 2005 yılından sonra Türkiye’de yaşanan bir karmaşa da Mobbing kavramı üzerinde yaşanmaktadır. İşletmelerde yöneticiler ile çalışanlar arasında çıkan kimi sorunların tanımlanmasında mobbing kavramından artık söz edilmeye başlandı. Henüz ülkemizde pek bilinmeyen, son yıllarda duymaya başladığımız bu kavram, sorgulanıyor ve anlam evreni dolduruluyor. Bu bir geçiş evresi görüntüsü vermektedir. Bu yazımda, kavramın kaynak dilde nasıl anlaşıldığını, erek dilde bugün itibariyle geldiği noktayı göstermeye çalışacak ve kimi önerilerde bulunacağım.

(more…)

Bir Genç Kızın Hikayesi

Pazar, 01 Haziran 2008

Yeni ders yılı dönemi başlamış, genç kız okulun ilk günü heyecan içinde yola koyulmuştu. O’nun için okul, baskıcı ailenin özgürlüğünü kısıtlayamadığı, tüm sorunları unutturan bir kaçış yolu ve ayrı bir dünyaydı. Okul döneminde hafta sonu tatillerinin bile gelmesini istemezken, o koca sıkıcı yaz dönemine dayanmak ne kadar da zor gelmişti. En çok da en yakın arkadaşları Müjde ve Meltem’ i özlemişti. Önceki yıl ders seçimlerinin farklı olması nedeniyle Müjde ‘yle sınıfları ayrılmıştı. Yine de ders aralarında hemen birbirlerinin sınıflarına koşarlardı. Okul kapısına geldiğinde onlarca arkadaşı O‘nu kapıda bekliyordu. Hep sevilen ve aranan biriydi. Kapıda uzun uzun kucaklaştılar. Kalabalıkta tanımadığı bir erkek dikkatini çekti, Müjde hemen okula yeni gelen sınıf arkadaşıyla O’nu tanıştırdı. (more…)

Bence Aşk

Pazar, 25 Mayıs 2008

İnsanlığın varoluşundan beri nice düşünürler, yazar-çizerler, sinemacılar aşkı anlamaya ve anlatmaya çalışmışlar; hepsi de kendince farklı yollar ve yöntemlerle.

Niye âşıklar gelmiş geçmiş, bazıları dillere düşmüş, kimimin adi hiç duyulmamış; kimi aşklar dizelere yansımış, bazen dillerden düşmeyen bir şarkı olmuş, bazen milyonların beğenisini kazanan bir tasvir, bir tablo, bir sahnede yer alarak iç çektirmiş izleyenlere.

Herkes kendince yaşıyor aşkı..
(more…)

Sıkıntı

Cuma, 09 Mayıs 2008

Sıkıcı hayatında bir değişiklik yoktu. Sıkıcı,monoton,aynı. Attığı her adım, yaptığı her konuşma, ettiği her laf, sigarasından aldığı her nefes; aslında daha önce yapmış olduğu bir şeydi. Önemli birşeyde değil. Bir hiç. Koca bir sıfır. Dinlediği müzik bile aynıydı. Hiç bir değişiklik yok. İç geçirerek fortmantodan ceketini alarak dışarı çıktı. Yürüdüğü yollar, gördüğü yüzler, bindiği otobüs aynıydı. Birkaç kadeh içkiden sonra kendini eski arkadaşlarında birnin evinin önünde buluyor. Bu yakınlarda geldiğini hatırlıyor. Hep gelirdi zaten. Zili çalıp kapının açılmasını bekliyor. Mekanik bir ses ile kapı açılılıyor. Her zaman aynı ses… Asansöre biniyor,geçen hafta bindiği asansör… Sekizinci kata basıyor.Kapı kapanmak üzereyken biri araya bir Uykusuz sokuyor. Sensörlü kapı tekrar açılıyor. (more…)