‘tam’ olarak etiketlenmiş yazılar

Anne Bak Bizim Şarkı

Çarşamba, 03 Eylül 2008

bir gün daha bitti işte
bir gün daha yırttım takvimden
zaman gerçekten çok mu hızlı akıp gidiyor ?
he anne gerçekten çok mu hızlı?
ah benim akılsız kafam resim konuşur mu hiç 
yaşayanlara sorsana hem onlar daha iyi bilir
kusura bakma anne, ne olur darılma.
onlar bu işin ehli ya ondan öyle dedim.
ne de olsa onlar yaşıyor bizim gibi değil.
evet evet size dedim çok mu hızlı ?

(more…)

Cansuyum… Korkuyorum…

Pazartesi, 25 Ağustos 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla….

Korkuyorum bebeğim… Sana sahip olabilmek için katettğim onca yol var ki… Sana bu kadar aşık olacağımı nerden bilebilirdim. Seni bu kadar seveceğimi nasıl anlayabilirdim. Oysa sadece bir umuttu içimdeki seni örseleyen. Sana bu kadar ait olabileceğimi nerden bilebilirdim ki… Kendime şaşırıyorum biliyor musun. Bu kadar aşık olmama şaşırıyorum.  Oysa sadece “şimdi sen benim sevgilim olsan” la başlayan, “ sensiz bir hiçim” le devam eden bir sevdanın tam ortasındayım şimdi. Gözlerine baktığımda dahada aşık oluyorum her geçen saniye. Sen şimdi karşıma geçmiş “KORKUYORUM” diyorsun. Hayır cansuyum. Hayır ben korkuyorum asıl. Seni kaybetmekten korkuyorum. Senin kalbine dokunamamaktan korkuyorum. (more…)

Babazula Röportajı

Cuma, 22 Ağustos 2008

”Artık üç kişi sahnede çalabiliyoruz ve epey sertleştik.
Bana göre; globalizmin amacı bize kökleri unutturmak.
Bizimse tam tersi!”

”Çok ama çok üzgünüz.
Canım memleketimde turne yapamıyoruz!”

Baba Zula’dan yeni albüm, ”Kökler”
(more…)

Ferime Son Nefes

Pazar, 17 Ağustos 2008

Kalbim çarpıp çıktı parmakuçlarımdan.
Yorgun argın nabzıma tesadüfen bıraktı kan ağlayan,
tırnaklarımı -diri niyetine- saf saf.
Parmak hesabıma fiyasko!
Dolunayda kızıla tütmekte zincirlerim.
Sözüm ona çığlığa bilenmişim kendimce susuşa körelmeden.
Bu da laf mı?
Ben içime kapanık ferime son nefesi çektirendim.
Düne dökülmeyi marifet sayan takvimleri
zamansız ayak diretmelerime örtbas ettim.
Direnişimden sıyırıp, yok pahasına bozdurdum aklımı.
İlkel özentiler iyi niyetli yontulmalar bitirtti buracıkta. (more…)

Alacağın Olsun

Salı, 29 Temmuz 2008

Neler yazacağımı bilmeden başlıyorum sözlerime.
Neler yaşayacağımı da bilmeden tabii.
Koca bir hayat var daha önümüzde.Çok uzun.Gençliğinin baharında tanıdım seni.Bir o kadar da bahar yaşattın bana.Müteşekkirim sana.Sen şımarık bir çocuk olmama hep izin verdin.Beni dinledin,yargılamadın.Sevdin beni bir anne şefkati gibi.Bütün şımarıklıklarımın müsebbibi sendin.Bu yüzden seni hiç unutmayabilirdim.Öyle de oldun.

Bakma şimdi ağladığıma.Geçer elbet.Hem bak,ağlarken gülümsüyorum da.Hani sen çok severdin ya.Bana gülümse diye komutlar verirdin.Hatta pamuk ellerini yüzüme yöneltir zorla güldürürdün.
(more…)

Git

Çarşamba, 23 Temmuz 2008

Gelişinle beni ben yaptığın gibi
Gidişinle bitir içimdeki sevda yangınını
Kendimi buldum gözlerinde
Hesapsız sevdim seni, yalın ayak sevdim
Umudumla sevdim seni, yarınımla
Kavgamda büyüttüm içimdeki aşkı
Gecelerin amansız çıkmazlarında tanıdım
Gündüzlerin sıcağıyla unuturum belki
Kendimden kattım hep
Bu sevdayla büyüttüm kendimi (more…)

İsimle Ateş Arasında

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Adı koyulmamış hiçbir şeyin gerçek anlamda var olduğuna ikna olamayan bir kalbin sahibiydim ben. Hayata kelimelerle hükmeden biriydim ben.Var olanla yok olan arasında fark bir isim. Onunla başlayan hayatımı, onun ismini bilmekle başlamak istedim.

Varlığına dair, nefti gölgeli bir tütsü-buhur dükkanında, bana gösterdiklerinin dışında, hiçbir bilgiye sahip değilken sevmiştim onu. Başka bir şeyi değil, ateşe düşeceği ana kadar hiçbir şeyi merak etmeyerek sevmeyi bilen kalbimin bütün sükûnetiyle sadece onun ismini merak ettim ben.

Gülün önce ilahi muhayyilede adının koyulduğunu, manasının sonradan yaratıldığını, bu dünyadaki suretinin ise en sonra geldiğini kavradığında imanı tamamlanan biriydim ben. Bunun başka yolunun olmadığını aklıma ancak böyle kabul ettirebilmiştim ben .Kolay olmamıştı ama yolculuğun suretten manaya doğru olduğunu öğrenmiştim ben. (more…)

Keşke İnsanlar Bu Kadar Etobur Olmasaydı

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Biyoloji şöyle der;canlılar olarak insanlar, hayvanlar ve bitkiler. Tam olarak öyle dediğinide hatırlamıyorum ama öyle kabul edersek de yanlış olmaz sanırım.Bitkiler zaten zararsız canlılar hiç sesleri çıkmaz bu yüzden çok severim.Hayvanlar onlar gibi değildirler biraz daha dikkatli olmamız gerek şu sıralar. Çünkü şu sıralar neredeyse insanlardan sonra en ölümcül ve sinsi o gruptan geliyor. Normal olarakta onlarda kendi aralarında ikiye hatta üçe ayrılıyorlar; etobur, otobor ve hem etobur hem otobor olanlar.Kendi ihtiyaçlarına göre yiyecek ararlar. Hayat zaten hep böyledir zaten bir ekosistem içindeyiz hepimiz.Ama üreticimiyiz,tüketicimiyiz bilinmez. Ve en en en enlerin en üstünde yatanlar insanlar… Ne sinsi ve hepsi etebordur. Tüm insanlar etoburdur hiçbiri ottan hoşlanmaz. (more…)

ÖSS’nin Yolu Kars’tan Geçer mi?

Perşembe, 10 Temmuz 2008

Bir laf var ya hani kovayı denize de soksan aynı suyu alır, kuyuya da diye. Ben kova değilim.
Burası Kars Kağızman, aylardan Ocak. Evimiz karlar altında. Tek yiyeceğimiz patates ve tandır ekmeği tabii birde bol bol sütümüz var. Hepsi bu. Buralar da saat 18.00’den sonra hava kararıyor. Kararan hava ile beraber bastıran uyku, yanmayan lambalar, yapacak tek şeyin uyumak olduğunun tek kanıtı. Buralar da gün erken bitiyor. Uyumak zorundayız. Tam 17 yaşındayım. Türkçeyi okulda öğrendim ama bu yıl liseyi de bitiriyorum. Dayım yarın burada olacak. Üniversite sınavına İstanbul da gireceğim. Eğer kazanırsam da orada okuyacağım.  Ve beklenen gün geldi, İstanbul dayız. Sınavdan yarım saat önce sınıfıma girdim. Yanımda ki öğrenciyle konuşmaya başladım….. (more…)


42 sorgu. 0.384 Saniyede Olustu.