Kanlı Hürriyet!
Salı, 19 Ağustos 2008Bitik düşünceler dolaşıyordu kafasının içersinde. Arzular daha fazla yer kaplıyor artık. Büyüyorlar her geçen saniye. Düşünme kabiliyeti donuklaşıyor ve özelliğini yitiriyor kafasındaki et yığını. “kendini zevke ver, soyutlan fikirlerden” diyor et parçasından arta kalan. Kaybediyor koca bir bedenin kontrolünü. Tek mutlak güç geçiyor yönetime, Zevk!… Ancak onun için doluyor hava ciğerlerine. Haz duygusu eksiksiz geçiyor zamandan. Damarlarına enjekte olan her damlayla uyuşan bedeni uçma zevkini daha yükseklere çıkmak arzusunu yaşıyor. “Daha fazlasını istiyorum!” haykırışları dolandırıyor onu göklerde. Dorukta artık. Uyuşmuş bedeni tüy kadar hafif fakat zift kadar kara! Bedeni gökyüzünü karaya buluyor. Dokunduğu her bulut karanlıkta çürüyor. Geceye dönmüş gökyüzü emiyor bedenini. (more…)
Bazen tek bir cümle…..her şeyi anlamaya yetiyor.Yeni bir düşüncenin aslında hep beynimizde olan tonlarca kelimenin dışa vurumu bazen ne kadar kolay oluyor.Aniden radyoyu açarsınız evet en sevdiğiniz parçadır orda çalan.Ama bugüne kadar hiç böyle olmamışsınızdır.Hiç bu duygularla kalmadınız. Beklenmedik şeyler hep beklenmedik zamanlarda gelir…bu yüzden her an bir şey olacakmış gibiyim. Elime aldığım bir kitabın sadece tek bir kelimesiyle bazen uzunca yazılar yazabiliyorum. Hiç beğenmediğim bir müzikte oturup gözlerim kuruyuncaya kadar ağlayabiliyorum, hiç bakmadığım duvarda ki tabloya saatlerce dalabiliyorum. İnsan bazen kendini bile tanımlayamıyor… içindeki acıyı bilemiyor adlandıramıyor. İçinde bazen o kadar şiddetli şeyler oluyor ki….kavga mı,savaş mı bilemiyor insan. 
İlişkiler, camdan yapılmış şato gibidirler. Tamamlandığında alabildiğine ihtişamlı, tek darbeyle tuzla buz edilebilecek kadar hassas, yıkıldığında kırıklarını mesafelerce öteye fırlatabilecek kadar kuvvetli, dokunanı kanatacak kadar keskin ve tehlikelidir.





