‘tüm’ olarak etiketlenmiş yazılar

Aşk Bu Olmalı

Çarşamba, 22 Ekim 2008

Bu küçük odanın her yerini doldurdum seninle. Her eşyada sen varsın. Yılların hüznünü solumuş duvarları ilk defa neşeyle tanıştırıyorsun. Bu yüzden seni o kadar çok seviyorlar ki onlar… Seninle olabilmek için her daim beni de bırakmıyorlar. Biliyorlar çünkü senin bende olduğunu. İçimin bir parçası olduğunu… Ve bana da seviniyorlar biliyorum. Bazen çehreni bana göstermek için çırpınıyorlar. Hüzünle baş başa olduğumu anladıkları an seferber ediyorlar seni. Sanki yılların hüznünü taşımak yormamış onları. O yaşlı kapı bile hep kapalı artık senle beni odada baş başa bırakmak için.

Aşk denen şey bu olmalı. Küçük odada her şeye resmini çizebilmek… Ve işte bu küçük odada yaşayabilmek kocaman hayalleri. Tutup düşleri elinden her gece sana getirmek… Bak yine sendeyim umutlarımla. Onlara seni anlatıyorum. Seni gösterip, işte bu, sizi yaşatan diyorum. Bir anda sıyrılıyorum tüm geçmişimden. Dalıyorum hiç korkmadan engin denizlerine. Oysa yüzme bilmiyorum ben. Sen tutuyorsun elimden, korkma diyorsun, korkma! Korkmuyorum, sahiden korkmuyorum sevgili. Sözlerin yüreğime nefes gibi doluyor, gözlerin ufkumu açıyor. Güç veriyorsun bana. Yüzüyorum yüzüyorum yorulmuyorum. (more…)

Ben Tiyatro Yapamam, Sahne Eğitimim Yok

Cumartesi, 06 Eylül 2008

Ne kadar yorgun düşmüşüm. Ne kadar dışarda dolaştım, kimleri gördüm, ne kadar gözyaşı döktümde hangü yollarda durup durup geldim hiç hatırlamıyorum. Şuan gözümü açtım ve sanırım büyüm bir uyku sonrası gözümü yeni yeni açıyorum. Kendime yeni geldiğim çok açıkta…. gerisini bilmiyorum. Geçmişi unuttum sanırım. Bittimi şimdi tüm acılarım acaba. Kendi kendimi mi avutuyorum. Yoksa isteklerim beynimi elle geçirebilirmi acaba. Okadar çok yoruldum ki bu rüzgarlarda tüm afetlerde sarsılıp toz duman olmaya. Okadar çok yıkandım ki tüm dünyanın pislikleriyle.Şimdi bu susuz dünyada yıkanacak, kendimi bulacak suum yok. Derseniz siz çiçekmisiniz…. yok hayır ama bir farkım var mı?acaba diye az düşünmedim. Onlarda yaşayıp gidiyor bende ama kim neyi yaşıyor hiç anlamadım ben. Bana birçok görev verildi değil mi? Birçok insanla baş etmem söylendi… herkese ayak uydurmam geretiğini, büyük bir tiyatrocu olmam gerektiği, bazen ufak yalan atmayı becerebilmeyi, bazen arkamı dönüp gitmeyi becerebilmeyi, bazen yakınlarımı bir seferde çıkarlarım için silebilmeyi, bunların nicesini… efendisini istediler beden. (more…)

Doğal Afet Dolunayda

Çarşamba, 03 Eylül 2008

Kanayan kaç yaramız var şimdi. En son nelere küsüp sırt çevirdik. En son ne zaman bi çok şeyi geri plana ittik. En son ne zaman düştük, kanattık yüreğimizi, içimizi, Ne zaman az isteyip çoğu bulduk. Hiç bir zaman değil mi. Okadar temiz görünüyor ki şöyle bir yüzlere bakınca. Etraf o kadar kirliki, çarpık kentleşmede çarpışan otalar gibiyiz değil mi. Sürekli bulanık hayat, hepimize şöyle iyisimi beş numara gözlük gerek.Ne için mi hayatın gerçeklerini en temizinden göremk için. Şu zamanlarda o kadar garip haldeyiz ki, herşeyi göze aldım şu sıralar. İçimde okadar oflu üflü cümleler var ki. Tüm iyliklerimi sollayan o kadar cümle var ki, Ama yine hep aynı değil mi. Silbaştan yazıp yazıp silmek hiç ummadığın anda güvendiğin anda dağal afet dolunayda. Tüm kötülükler karşında yada sen o kadar duvara çarptığın içindir. Bağışıklık kazandık belkide. O da kötü ama sonra alay etmeye başlıyosun olanlarla hayatla. Halbu ki en komik sen görünüyorsun değil mi.Aynalar ah aynalar bi zaman sonra onlara yaşlanacaklar. Şunu belirtmek isterim bu dönem bu sene için bu son yazdımdır, ne olur ilerde bilemem. Bende çok çarpıtmış olan bir sistem yüzünden sahalardan çekiliyorum. öss canavarı karşımda şimdi, herşeyi baştan başladım ben bu sene herkese hayırlı olsun. Hiç bi zaman yılmayın, iyi sizi bulur unutmayın…

Televizyon

Cumartesi, 23 Ağustos 2008

İskoçyalı mühendis John Logie Baird tarafından 26 Ocak 1926 yılında icat edilen televizyon günümüzün en yaygın kullanılan haberleşme organıdır. Bu organın kurulması, tüm dünya tarafından bilinir hale gelmesi, faydalarının neler olduğu ve aygıtının kullanım sınırlarının ne olduğu tabi ki o dönemde tam olarak kavranamamıştır belli bir süreç sonucunda taşlar yerine oturmuştur. Özellikle ülkemizde bu süreç çok daha uzundur.Ülkemizde televizyonla ilgili ilk çalışmalar 1965 yılında bir deneme istasyonun kurulması ile başlar.Bunu 1968’de yapılan siyah-beyaz test yayını izler.Doksanlı yıllara gelindiğinde birbiri ardınca kurulan özel kanallarla bu uzun süreç olgunluğa kavuşmuş ve Türk televizyonculuğu artık şekillenmeye başlamıştır.Ve günümüze gelindiğinde artık televizyonsuz bir tek ev bile kalmamış,küçük beldeler, ilçeler bile kendi yayın organlarını kurar hale gelmiştir. (more…)

Her Bahar

Cuma, 22 Ağustos 2008

Pas tutmuş merdiven demirleri, gecenin karanlığında kendini hissettirmek adına ellerimizi kirlenmiş bir sarıya boyuyor,gelecekte de varlığını sürdürecekmiş izlenimiyle aydınlığa kavuşmayı beklercesine, tenimize işliyordu .Yarım kalmış basamakları çıktıkça, eski harabe evlerdeki gibi , kırılmaya hazır merdiven tahtalarının, adımlarla buluştuğu an, çıkan ses,etin bıçakla kesilmesi anında işitilen gıcırdamalara benzer bir üslupla geliyordu kulağıma.Ve bir köşeye çekilip, usulca ağlayan bir kız çocuğunun sesi gibi , koridorun boşluğuna sesleniyordu sessizlik şarkısı. Uzun bir soluğu andırıyordu rüzgârın çıkardığı ufak esintilerin birleşmesi. Hüzün ile ağlamayı kucaklaştıran çıtırtılar ve rüzgârın sevişmesi hiç bu kadar göz önünde yaşanmamıştı. İzledikçe acı çeken ruhlarımız, bedenden çıkmak için çığlıklar atıyor ve bir daha yaşanmaması için bu acıyı karanlığa sürüklüyordu, çıldırmış bir gövdenin acımsı haliyle. (more…)

Kanlı Hürriyet!

Salı, 19 Ağustos 2008

Bitik düşünceler dolaşıyordu kafasının içersinde. Arzular daha fazla yer kaplıyor artık. Büyüyorlar her geçen saniye. Düşünme kabiliyeti donuklaşıyor ve özelliğini yitiriyor kafasındaki et yığını. “kendini zevke ver, soyutlan fikirlerden” diyor et parçasından arta kalan. Kaybediyor koca bir bedenin kontrolünü. Tek mutlak güç geçiyor yönetime, Zevk!… Ancak onun için doluyor hava ciğerlerine. Haz duygusu eksiksiz geçiyor zamandan. Damarlarına enjekte olan her damlayla uyuşan bedeni uçma zevkini daha yükseklere çıkmak arzusunu yaşıyor. “Daha fazlasını istiyorum!” haykırışları dolandırıyor onu göklerde. Dorukta artık. Uyuşmuş bedeni tüy kadar hafif fakat zift kadar kara! Bedeni gökyüzünü karaya buluyor. Dokunduğu her bulut karanlıkta çürüyor. Geceye dönmüş gökyüzü emiyor bedenini. (more…)

Cansuyum

Cuma, 01 Ağustos 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla…

C anım, Cansuyum;
A vazım çıktığı kadar bağırıyorum sonunda
N asıl oldu bilmiyorum,
S eni Seviyorum diye haykırıyorum tüm dünyaya..
U zak kentlerden gelip kalbinin derinliklerine taşındım sonunda
Y eni bir hayata adım atmanın derin hazzı içimde
U fuklara dalar gözlerim umarsız sevda yüküyle
M azinin yaraları kapandı sayende….

(more…)

Söyleyebildiklerim

Salı, 29 Temmuz 2008

Susuz şehrimde canıma su katana ithafla…

Aylardan temmuzdu yirmi dokuzunu gösteriyordu takvimler. Saat sabahın dördü olmuş. Uykusuzluktan şişen gözlerimi açan bir kelimeydi sadece. O sihirli bir kelime. “EVET…” Sonunda tüm düşlerim gerçekleşmişti sanki. Ayaklarım artık basmıyordu yere. Söyleyemediğim ne varsa içimdeki bir bir aktı dudaklarımdan kalbine doğru. Prensesim olmuştun artık ve bana prensim diyordu hayranlıkla baktığım dudakların. Artık bir başka ben vardı bedenimin içinde yaşayan. Gözlerim artık daha başka bakıyordu dünyaya. Sen gelmiştin artık hayatımın orta yerine. Hoş geldin prenses. Kaderim değişmeye başlamıştı artık. İçimi öyle bir heyecan kaplıyor, ellerim titriyor, aklım birbirine karışıyor. Rüyada olmadığıma inanamıyorum hala. Gördüklerime duyduklarıma inanamıyorum.
Hoş geldin prenses. Merhaba hayat… Yeniden… (more…)

Bir Çay Bir Sigara Bir Serzeniş ve Bir Şair

Pazartesi, 14 Temmuz 2008

Sigara şairin altıncı parmağı gibidir derler…. ve “Neden olmasın, yeni yakılan bir sigarayla da anlatılabilir şiir” E.Cansever…

bir çay, bir sigara… dalıp gidiyorum…

ilk ve son kez bir kış günü görmüştüm… ve son’un ardından bir yaz başlangıcında… hiç değişmemiştin… yine aynı bakışların altına saklamıştın bütün hüzünlerini… bense yine aynı ben… bir çay, bir sigara… bir şair…. ve baştan ayağa “gece…”

bugün serzeniyorum… evet; yalnızlığımdan ilk defa bu kadar çok şikayet ediyorum… boş bir telefon hafızası, anlamsız bir kalabalık ve terkedilmiş bu şehir… hangi sokağından medet umabilirim artık?…
(more…)

37 sorgu. 2.650 Saniyede Olustu.
Film izle,Online izle,Online Film izle,Online Sinema,Turkce Filmler,Yabanci Film izle,Aksiyon Film,Macera FIlm,Animasyon Film,Duygusal Film izle, Online sinema izle, Full film izle,film izle,Vizyon Filmleri izle , Full izle,Turkce film izle,tam ekran film izle,sinesalon,izle,film,full,korku filmi izle, film Izle Dizi Izle Online Film Izle Indirmeden Film Izle Vizyon Filmler Direk Izle Netten Film Izle Canli Sinema Muzik Dinle Bedava Film Izle Film Indir Sinema Seyret Dizi Izle Tum Filmler Turk Filmi Izle Canli Film Izle Yabanci Filmler Turkce Filmler Filmizlesene Filim Izle Aninda Film Izle