‘verdi’ olarak etiketlenmiş yazılar

Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin

Pazar, 29 Haziran 2008

Sen Allah’tan huzur istersin dualarında ve sana huzur değilde huzura ulaşman için bir secenek verilir, diyordu bir kitapta… Aslında tamda kitapta söylendiği gibi, mutluluk isteriz ve mutlu olmamız için bir fırsat verilir bize… Örneğini şu şekilde açıklayım dilerseniz; Adam fısıldadı, “Tanrım konuş benimle” ve bir kuş cıvıldadı ağaçta ama adam duymadı. Sonra adam bağırdı”Tanrım konuş benimle!” Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı ama adam dinlemedi onu. Adam etrafına bakındı ve “Tanrım seni görmeme izin ver” dedi. Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde. Ama adam farkına varmadı. (more…)

Haftaları Ömürlere Çevirmek

Perşembe, 26 Haziran 2008

Aşk dediklerinde telaşnıyordum. Çünkü ben cok aşk acısı cektim bunu biliyordum nerden ne zaman gelecegi belli olmayan biri gelecek ve beni mutlu edecekti. O anlardan biri maç zamanı geldi bana seninle önceleri mesajlaşıyorduk ama hiç biri bunlar kadar güzel degildi. Birbirimize duygularımızı acmıştık o akşam ve benim için o aksam diğer akşamlardan farklı olmuştu. Çünkü seninle artık daha yakındım. Uzak şehirlerde olabilirdik ama ikimizinde bildigi bir şey vardı o da kalpimizin birbirimiz için artığını biliyorduk. Günler benim için daha mutlu ve sevinç dolu geciyordu. Çünkü sen vardın benim için. Bitanem sana bir sey söyleyim mi. Ben bundan önce çok kişiye teklif ettim ama hiç biri senin verdigin cevapı vermemiş. O kelimeyi duymak için neler yapmamış ki ve o cevapı senden duydum iki kulagımın içinde artık o kelime calıyordu. evet evet… Bitanem bugün tam cıktıgınızdan beri bir hafta oldu. (more…)

Dokun Bana Serserim

Çarşamba, 18 Haziran 2008

“Şimdi söyleyeceklerimi yuttum ,
Yüreğim konuşsun harf harf…”

Ey dudaklarına sirayet etmiş son(ları)baharı silemediğim, Sen beni yüreğimin cümlelerini sıvamış dudaklarımı “ suskunluğa” teyemmüm etmekle suçlamaktasın ? Yoksa gözlerindeki hayat rengini yüreğimdeki ölümle süslenmekle mi itham etmektesin ? Belki de beni çoktan gitti bilmektesin belki de başka yüreğin terini silmekte görmektesin. Beni nerde kimin huzurunda el pençe divan durmuş düşünsen de ben aynı yerdeyim. Suskunum ya, içindekileri okur gibiyim… (more…)

Hayatın Ucundan Tutarsan Bırakma

Salı, 17 Haziran 2008

Birbirlerini severek evlenmişlerdi. Altı yıllık birliktelikleri evlilikle noktalanmıştı. Yedi yıldır da evliydiler,
iki yaşındaki küçük Ceren leri ile mutluydular… Aslında kadın mutluluk rolü oynuyordu. Yaşadığı hayat onu boğuyordu, sanki içinde saatli bir bomba vardı , bir patlasa herkesi yakacaktı. Mutsuzdu ama nedenini bir türlü bilemiyordu. Üniversiteyi bitirdikten sonra bir süre çalışmış ama kocasının farklı yerlere çıkan tayinleri yüzünden bir türlü sürekli bir işi olamamıştı.  Mimardı ama 3 yıldır evde oturuyordu, evde geçen her boş gününü hayatından koparılmış boş bir sayfa olarak görüyor ve hiç bir şey onu mutlu edemiyordu.. Kocası derseniz bir dediğini iki etmiyordu, hayattan isteyebileceği her şey onunken, mutlu olması için gerekli her şeye sahipken o mutsuzdu.. (more…)

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Pazar, 15 Haziran 2008

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir
ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur…
Aşkta yarın yoktur sevgili.
Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. (more…)

Yıllar Sonra Bir Gün

Cuma, 13 Haziran 2008

Yıllar Sonra Bir Gün
Huzur evinin kapısından hızlı adımlarla giren ve halinden 60-70 yaşlarında olduğu anlaşılan kadın, girişteki danışmadan bir şeyler sorar.
Danışma memuruyla aralarında geçen ve kısa süren konuşmadan sonra aradığı şeye bir an önce kavuşma heyecanıyla olsa gerek daha bir hızlı adımlarla merdivenlere yönelir.
Kapı numaralarına bakarak ilerlemektedir koridorda. (more…)

Beslenme Çantası

Perşembe, 12 Haziran 2008

Acılardan bir beslenme çantası olmalı insanın… Beslendikçe yazabilmeli, yazdıkça beslenebilmeli… Lakin hiçbir zaman annesi acı doldurmamalı o çantaya… Hayat olmalı, aşk olmalı, sevgi olmalı bu acılar… Çocukluğumuzdan kalma alışkanlılarımızla, hayata beslenme çantamızla çıkabilmeliyiz. Öğretmenimiz acılar olmamalı. Derslere tam vaktinde gitmeliyiz. Ve en ön sırada, can kulağıyla dinlemeliyiz. Anlamadığımız noktalarda, tekrar tekrar sormalıyız çünkü bilmeliyiz ki anlaşılmıyorsa eğer bir acı, tecrübe olarak kafamızın bir kenarında mevzilenmeyeceği için, tekrar önümüze dikilebilmektedir, çaresizlik misali… Birinci tenefüs arasında hafif şeyler yemeliyiz. Bir dilim paranın üstüne sürülmüş, az bir maddiyatla açlığımızı yatıştırmalıyız. (more…)

Ortaoyunu

Çarşamba, 11 Haziran 2008

ORTAOYUNU

1.ORTAOYUNUN KAYNAĞI
Orta Oyunu’nun, “Meydan oyunu” ve “Kol Oyunu” dan geçerek varmış olduğu son şekil; konuları, oyunların dramatik yapısı, oyun tarzı, komik unsûrları ve tipleri ile Karagöz’ün Perde’den meydan’a inmiş şeklinden ibârettir. Şükrü Elçin de Ortaoyununu aynı şekilde “Meddahın çok sanatkârlı şekli veya Karagöz’ün perdeden yere inmiş nev’i” olarak tanımlamaktadır. Meddah’ın çok sanatkârlı bir şekilde veya Karagöz’ün perdeden yere indirilmiş hali olarak tarif edebileceğimiz Ortaoyunun Türkiye’de eski kol oyunlarının temsili bir karakter alması ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. (more…)

Saraydaki Halk Tiyatrosu

Çarşamba, 11 Haziran 2008

HALK TİYATROSU
Halk tiyatrosu kavramı ülkemizde üzerinde çok tartışılmış olan kavramlardan biridir. Bu tartışmalarda ortaya konan düşünceler pek çok bakımdan farklı olmalarına rağmen, aralarında bazı ortak noktalar bulunduğu da gözlenmektedir. Bu tartışmalarda öncelikle üzerinde durulan konu, halk tiyatrosunun seyircisi sorunudur. Bir görüşe göre halk tiyatrosunu, “seyircisi halk olan tiyatro” şeklinde tanımlamak gerekir. Ancak bu noktada bir tartışma ortaya çıkmaktadır: Halk kimdir? Halkın belirli bir sınıf olmadığı üzerinde hemen herkes hemfikirdir. Ancak, hangi sınıfların halk sayılabileceği konusunda tartışmalar vardır. Bir görüşe göre halkı, “emekçi sınıflar” şeklinde tanımlamak doğrudur. (more…)


34 sorgu. 0.555 Saniyede Olustu.