‘yanl’ olarak etiketlenmiş yazılar

Dünde Kalan

Pazar, 20 Temmuz 2008

Zaman geçiyordu
ve hiç bir şeyin farkına varamıyorduk.
Beklediklerimiz gelmiyor
sevdiklerimiz sevmiyordu.
Bir telefon sesine
hasret kaldığımız oldu
çoğu zaman…
Hiç değilse bi yanlış numara arasaydı …Konuşabilseydim birileriyle…
Yanlışlıkla çevrilen bi telefon sesi bozsaydı evimdeki sessizliği..
Bir yerden taşınır gibiyim.
Sanki geride
çok şey bırakmışım benden kalan.. (more…)

Keşke İnsanlar Bu Kadar Etobur Olmasaydı

Cumartesi, 12 Temmuz 2008

Biyoloji şöyle der;canlılar olarak insanlar, hayvanlar ve bitkiler. Tam olarak öyle dediğinide hatırlamıyorum ama öyle kabul edersek de yanlış olmaz sanırım.Bitkiler zaten zararsız canlılar hiç sesleri çıkmaz bu yüzden çok severim.Hayvanlar onlar gibi değildirler biraz daha dikkatli olmamız gerek şu sıralar. Çünkü şu sıralar neredeyse insanlardan sonra en ölümcül ve sinsi o gruptan geliyor. Normal olarakta onlarda kendi aralarında ikiye hatta üçe ayrılıyorlar; etobur, otobor ve hem etobur hem otobor olanlar.Kendi ihtiyaçlarına göre yiyecek ararlar. Hayat zaten hep böyledir zaten bir ekosistem içindeyiz hepimiz.Ama üreticimiyiz,tüketicimiyiz bilinmez. Ve en en en enlerin en üstünde yatanlar insanlar… Ne sinsi ve hepsi etebordur. Tüm insanlar etoburdur hiçbiri ottan hoşlanmaz. (more…)

Hayatın Yüz Rengi

Pazar, 29 Haziran 2008

Hayatın neresinden baksak boş değil mi sürekli bardağın neresiniden bakıyoruz diye düşünüyorum hayat bu kadar boş mu yoksa biz yanlış taraftan mı bakıyoruz anlamıyorum çünkü eğer ömür o bardaktan ibaretse nerden baktığımız çok önemli hemde çok eğer altan bakıyorsak dolu sayılabilir ama eğer üsten bakıyorsak o zamanda kesinlikle boş denebilir . Ben bunun insanın umudu ve kendisiyle olduğunu düşünenlerdenim insan nasıl isterse öle olur . Büyük bi savaşın içindeyiz aslında kimin yeneceği kimin cephanesi kuvvetli bilemiyoruz kimin nasıl bi rol içinde olduğunu kimin kaç farklı yüzü olduğunu ve en önemlisi kimin savaşta ne renk boya süreceği yüzünü boyamadan da bayamış gibi yapanlar beyz sürüp yeşilin rolünü çalanlar ahh hayat ne dönemeçli bir yol nede boş inanın bu çok daha derin kuyu gibi çeker insanı bu yüzden yaşa ve unut en güzeli.

Haftaları Ömürlere Çevirmek

Perşembe, 26 Haziran 2008

Aşk dediklerinde telaşnıyordum. Çünkü ben cok aşk acısı cektim bunu biliyordum nerden ne zaman gelecegi belli olmayan biri gelecek ve beni mutlu edecekti. O anlardan biri maç zamanı geldi bana seninle önceleri mesajlaşıyorduk ama hiç biri bunlar kadar güzel degildi. Birbirimize duygularımızı acmıştık o akşam ve benim için o aksam diğer akşamlardan farklı olmuştu. Çünkü seninle artık daha yakındım. Uzak şehirlerde olabilirdik ama ikimizinde bildigi bir şey vardı o da kalpimizin birbirimiz için artığını biliyorduk. Günler benim için daha mutlu ve sevinç dolu geciyordu. Çünkü sen vardın benim için. Bitanem sana bir sey söyleyim mi. Ben bundan önce çok kişiye teklif ettim ama hiç biri senin verdigin cevapı vermemiş. O kelimeyi duymak için neler yapmamış ki ve o cevapı senden duydum iki kulagımın içinde artık o kelime calıyordu. evet evet… Bitanem bugün tam cıktıgınızdan beri bir hafta oldu. (more…)

Nedenim Sensin

Çarşamba, 25 Haziran 2008

Denize düşüyorum bakıyorumki senin kalbin. O kalbi birgün alıp seninle hayat kuracagım ve seni asla bırakmıyacagım biliyorum ki o denizde kalpin benim içime girdi ve bana içimdeki ses diyorki o kızla sen cok mutlu bir yolculuga yelken atıp aşkımız titanikteki gibi batmayacak. Sende bunu bil ki sevgilim bunları yazarken seni düşünmekten başka bişi yapmıyorum sen şimdi soracaksın sen beni ne zaman düşünmedim sana gercek soyleyim uyurken seni düşünmeden seni düşünemezdim cünkü zaten seninle yasıyorum anlıyacagın sen benim bu dünyadaki yaşama sebepinsin. Hayat belki kötü anlar olabilir ama hani evlenirken derler ya bitanem iyi günde kötü günde beraber olcagız diye. (more…)

Kekeleyen Bir Aşk

Pazar, 22 Haziran 2008

Kekeleyen bir yaşamın hecesinden geliyorum sana,
Sesimdeki karıncalanmayı gövdemin nemiyle silerek…
Ve…Dünyayı tek bir renge boyamaktanda yorgun.
Derin ve dar bir yataktır geldiğim yer.
Kime biraz gülümsediysem, garip bir önlem
duygusuyla biryerlere gecikiyormuş gibi telaşlı arkasını dönüp gitti…

“KORKUNUN ve SEVGİSİZLİĞİN CUMHURİYETİNDE
AŞKIN KIRICI MEVSİMİYDİ YAŞADIĞIM”

(more…)

Bir Tek Seni Unutamam

Pazar, 15 Haziran 2008

Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan bakakalacağım. Dur diyemeyeceğim, sesim çıkmayacak. Susuşlarımda saklı kalacak duygularım ne kötü… Söz geçiremeyeceğim göz yaşlarıma akacak. Saklayacağım görmeyesin diye, beceremeyeceğim. “Ağlama” diyeceksin bana, seni dinlemeyeceğim. İçimde biriken ne varsa gözlerimden taşacak dışarı. Dokunmak isteyeceksin, başımı geri çekeceğim öfkeyle. Kızgınım gidişine çünkü, öfkem bir dağ gibi büyük. Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin. (more…)

Yıllar Sonra Bir Gün

Cuma, 13 Haziran 2008

Yıllar Sonra Bir Gün
Huzur evinin kapısından hızlı adımlarla giren ve halinden 60-70 yaşlarında olduğu anlaşılan kadın, girişteki danışmadan bir şeyler sorar.
Danışma memuruyla aralarında geçen ve kısa süren konuşmadan sonra aradığı şeye bir an önce kavuşma heyecanıyla olsa gerek daha bir hızlı adımlarla merdivenlere yönelir.
Kapı numaralarına bakarak ilerlemektedir koridorda. (more…)

Ortaoyunu

Çarşamba, 11 Haziran 2008

ORTAOYUNU

1.ORTAOYUNUN KAYNAĞI
Orta Oyunu’nun, “Meydan oyunu” ve “Kol Oyunu” dan geçerek varmış olduğu son şekil; konuları, oyunların dramatik yapısı, oyun tarzı, komik unsûrları ve tipleri ile Karagöz’ün Perde’den meydan’a inmiş şeklinden ibârettir. Şükrü Elçin de Ortaoyununu aynı şekilde “Meddahın çok sanatkârlı şekli veya Karagöz’ün perdeden yere inmiş nev’i” olarak tanımlamaktadır. Meddah’ın çok sanatkârlı bir şekilde veya Karagöz’ün perdeden yere indirilmiş hali olarak tarif edebileceğimiz Ortaoyunun Türkiye’de eski kol oyunlarının temsili bir karakter alması ile ortaya çıktığını söyleyebiliriz. (more…)