‘yeri’ olarak etiketlenmiş yazılar

Devrik Cümle

Salı, 08 Temmuz 2008

Adı konamayan suskunluların sevinç bozma sahnesine dönmesiydi yalnızlık, hiçbir şey bilmediğini bilmek, bilmediğine fütursuzca yürümek bilge susmuydu, arkası revan günlerin kanrevan boşluğunda boğazıma doladım kinimi… Aşk yalnız yaratılmamıştı cana, karaya çalan düşlerin hüzün sıtması onda hep vardı… Zihnime ilişen biçarelikten sıyrılamadım İleyha, kapımı kapadığım acının, boşluğunda içime ve sahipliği yapacağını hesaba katamadım…

Aklıma sus, dilime pas, kaleme yas… Terk etmek yiğitliği korkaklığa salmaktı, şimdi hangimiz en cesurun en korkağıyız İleyha

(more…)

Hayat Kötü Bir Şaka (İsterseniz Buradan Buyrun)

Pazartesi, 07 Temmuz 2008

Büyük yolun sonunda ne var? Gerçekler mi; yalanlar mı hayal kırıklığı mı; ne oluyor oralarda yolun bitim noktasında… Yol ayrımında hangi yöne gitmelim, sağım mı daha güvenilir yok yok sol tarafım hangi tarafa gitmeli… Hangi yol doğru yol, bunu hiçkimse neden bilemiyor.? Düşe düşe gidiyoruz o yollarda. Aniden yanımızdan kimin geçeceğinin bile kestiremiyoruz. Halbuki herkesle aynı anda yola çıkmıştık. Bizmi yolu bilemedik yoksa onlar mı kestirmeyi seçti. Şimdi ne desek o kadar maanasız ki hayat aslında tozlu mu tozlu taşlı mı taşlı iknceli mi işkenceli bir yol. Kimi en küçük taşta yere düşerken kimi neden hemen toparlanır bilmiyorum. Hayat bir de öyle acımasız ki hiç birşeyi aldırmıyor. Bazen yere düşersiniz heryeriniz kanrevan içinde ama en yakınınız bile yanınızdan tozu dumana katarak geçer; hiçbir yaranıza acınıza bakmadan. Aslında hep derler ya sağ gözün sol göze faydası yok işte bunuda anlıyoruz. Nekadar acıyor şimdi yaralarınız değil mi? Üstelik kimsede yok buralarda oralarda hayat kötü bir şaka belki de her an biri gelip ensenizden çıkarabilir. HİÇBİR GÖZYAŞIDA PARA ETMEZ ORALARDA BİKERE YAŞANIR HAYAT BU YÜZDEN NASIL YAŞAMALI VE HANGİ YOLU SEÇMELİSİZ. İsterseniz Buradan Buyurun

Suri ve İseyra

Perşembe, 03 Temmuz 2008

Yine yağmur kahretsin.. Yetmiyor sanki gözlerimin ıslanması dünyaya. Bedenimi istiyor avucunda boğmak için… Daha fazla tıkılıp kalamam dört duvar arasında… Çıkmalıyım, yağmurla yüzleşmeli hayatla dalaşmalı… Çünkü biliyorum bir yerlerde bekliyor olmalı. Beklesem mi acaba birkaç yüzyıl daha, ya da bilmem ki bir şahinin gözlerini kiralayıp birkaç asırlığına izlesem mi? ve o arasa benim yerime beni… Bulutların üstünde ıslanmadan da birkaç asır geçirebilir ve saklanılabilirim senden…Yine saçmalıyorum.. Bu yağmur benim asabımı bozuyor düşünemiyorum Şuralar da bir yağmurluğum olacaktı ama? Ah.. Şimdi aklıma geldi, umutsuzca döndüğüm son yağmur da ıslatmıştım onu ve bahçede kuruması için bir dala bırakmıştım. Pencereden görebiliyorum. (more…)

Serozdan Egusoya Mektup(lar) - İstanbul

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

- Merhaba, pardon saatiniz kaç acaba?

- 7 ye çeyrek var.

- Teşekkür ederim.

Uzun bir yoldan gelmişti genç adam buluşma yerine.
Omuzlarında ayrılığın yükü vardı. Bu son görüşmeydi biliyordu.
Daha güneş doğmamışken kadıköy iskelesindeydi. (more…)

Yaprağın Kaderi Düşmektir

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Bir bankın üzerindeyim. Hiç olmadığım bir şehirde… Bulunmadığım, görmediğim manzaranın büyüsüne kapılmışım yine hayaller benle. Onlar beni hiç terk etmediler hemde hiç. Dalmışım martıların sesine rüzgârın uğultusuna kapılmışım, denizin derinliklerinde balık oluyorum bazen özgürlüğün dibine vuruyorum. Görmediğim denizin görmediğim zemininde yüzüyorum En dipteyim şimdi vurgun yiyiyorum Vücudum kanıyor. Suyun tüm temizliğin duruluğunu bozuyorum akan kanla, oluk oluk kan kirletiyor denizimi yine ben yapıyorum En yakın sensin derler ya, en yakın ruh sensin, en yakın limansın gemilere… Hala bankın üzerindeyim. Hava çok soğudu, üşüdüğümü hissediyorum. Bulunmadığım şehrin bulunmadığım rüzgârıyla… Tek tek geçiyor insanlar, daha yeni fark ediyorum bazı şeyleri. Telaşlı tüm yollar, tüm kaldırımlar biraz onlara dalıyorum. Yine hayallerime dalmışım. (more…)

Son Beş Dakika (Bu Kez Anladım)

Çarşamba, 02 Temmuz 2008

Gecenin zifiri karanlığınd hiçbirşey bulamıyorum. Gündüzün göz alıcı aydınlığındada hiçbirşey bulamıyorum Zevk alacak şey yok artık. Eskiden bayılarak bikaçkere dinlediğim şarkıyı şimdi hiç dinlemez oldum. Eskiden beğendiğim siyah tşörtümü giymez hatta elime almaz oldum. Eskiden konuşmaktan zevk aldığım insanlar artık benle konuşmuyor bende onlarla. Eski dostlarım yok artık. Eskiden sabahın en erken saatlerinde gittiğim bir okulum ve şakalaşacağım bir okulum yok. Sıkılacağım bir ders kalmadı son 5 dk diye hocaları kandıramıyacağım artık. Eskiden koşarak gittiğim o yollar yok artık. Eskiden oynadığım lastik top; eskiden eskiden eskiden. Eskiden bir ben kaldım bir benim eski düşüncelerim. Aslında benden de bir şey kalamadı çünkü büyük bir enkaz altındayım bende altından kurtularak zor çıkmıştı düşüncelerim. Bu kez anladım kuru dallardan yapma bir köprüden geçiyorum. (more…)

Akşam Yıldızım

Salı, 01 Temmuz 2008

Bir yaz akşamıydı gene. Hayatın güzel yölerini düşünüyordum. İşte o düşüncelerim arasında akşam yıldızı gibi dogdun hayatıma. O an hayat bana su gibi akaar hale gelmişti. Belki sen yanımda degildin ama kalpinin bir yerinde olmakta güzel sevgilim. Kalpinin bir yerinde olmak işte benim kalpimin içinde bundan önce hiç biri olmamıştı ve bundan sonrada olmayacaktı. Sen benim geceme akşam yıldızı gibi dogdun ve o yıldız ne olursa olsun kaymayacak. Hep kalbinim bir yerinde duracak ki akşam karanlıgımda kayboldugumda sen bana yol gösteresin. Sevgilim sen benim hem hayat arkadasım hem yol göstericimsin. senin içinde bulunmadıgın dünyada artık bende yokum.Ve artık bunu söyleyim ki sen benim akşam yıldızısım…

Gırtlağımdaki Vidanjör

Pazartesi, 30 Haziran 2008

Hayatta başınıza en kötü ne gelmiş olabilir ki ? bir kaç kere dayak yiyip üzerinizde sigara söndürülmüş,parmağınız kapıya sıkışıp tırnağınız düşmüş, annenizin babanızı dövüşüne tanık olmuş,çocukken tacize uğramış,en sevdiğiniz hayvan öldürülmüş bağırsakları kafasına dolanmış, oral sex’e zorlanmış, iç çamaşırlarınıza geceden kalma spermler bırakılmış yada grup sex partisinde makatınız da bisexsüelliği hissetmiş olabilirsiniz.Yani tüm homosapiens acılarınız damaklarınızda tortu bırakmış olabilir…

İNTİHAR…. Marihuana’nın verdiği dünyadan mahrum bırakmak kendini ya da halissünasyonların bitişi.
(more…)

Enkaz Yığınları Altında

Pazar, 29 Haziran 2008

Beni yalnız bırakın. Kimseyi görmek,işitmek istemiyorum. Yapılacak ne kadar iş, gidilecek ne kadar yer varsa; tüm randevuları ortadan kaldırıyorum. Kendimle yalnız kalmak istiyorum. Beni,benden başkasının anlayamayacağı kendimle… Bir iç hesaplaşma bu. Bir muhakeme, bir iç çekişme. Bulunduğum yer, edindiğim konumdan hayata yeniden başlamak istiyorum. O yüzden beni yalnız bırakın. Bana;akıl, nasihat, öğüt vb. söylemlerde bulunmaya da kalkmayın. En büyük saygısızlığı yaparım size karşı. Onu başkasıyla gördüm. Sakın dokunmayın bana. Dost şefkati ile uzanan eliniz; içimdeki yanan ateşi körükleyecektir. Kapanmayan yaramı deşecektir. Bu yüzden, sakın dokunmayın. Delicesine, uğrunda ölürcesine sevdiğiniz bir insanı başkasının kollarında görmek, size nasıl bir acı yaşatır. Tahmin edin? (more…)