‘yor’ olarak etiketlenmiş yazılar

Senden Sonra

Cumartesi, 06 Eylül 2008

Neden dediğim zaman başladı herşey. Neden buradayım, neden yalnızım, neden mutsuzum…
içimde anlamlandıramadığım garip bir duygu var. Aklımın sınırlarını zorlayan hep o neden sorusu; bugünümü yaşamayı, yarını hayal etmeyi unutturdu bana. oysaki bende inanmıştım herkes gibi yarının çok aydınlık olacağına.  Önce kısa kısa sesizlik çöktü dudaklarıma, dudaklarım sustukça eksik kalan cülelerimi tamamlıyordu kalbim. Sonra kalbim de terketti yarım kalan cümlelerimi. Gözlerim çok uzaklara dalıp dalıp gitmeye, derin derin bakmaya çoktan alıştırmıştı kendini. Kendimden uzaklaşmak, etrafımdaki herşeye sessiz kalmak bana neden sorusunun cevabını daha da karmaşık hale getirmeye başladı. Herşeyim olmuştu sessizlik. önceleri herşeyimin anlamı çok farklıydı benim için. Herşeyim neydi peki? -Herşeyim: “Herşeyim sensin” denilen cümleydi. Şimdi ise sadece sessizilik vardı, sessizlik en iyi dostum, (more…)

Güven

Çarşamba, 03 Eylül 2008

Ergenlik dönemini hayatımın miladı olarak kabul ederim. Çünkü o dönemde şuan olduğum kişiye dönüşmüştüm. Çocukken saf ve temiz duygularım vardı. Kanardım herkese, güvenirdim. İlkokulda herkesle arkadaş olur öğle yemeğimi paylaşırdım.

Ne olduysa lisede oldu. Birinci sınıf sanırım. İnsanlarla arama meshafe koymaya başladım. Onlara güvenmiyordum. Hiç kimseyle arkadaşlığımı fazla ilerletemiyordum. En azından benim tarafımda. Onlar büyük ihtimalle beni arkadaşları olarak görüyorlardı. Ama benim için değildi. Kendim ile hep Raistlin’e  benzediğimi söylenerek övünürdüm. Meğersem benzemiyormuşum. Benzemeye çalışıyormuşum. Kurnaz, kimseye güvenmeyen ve insanları kendi çıkarları için kullanan, kolayca yönlendirebilen biri. Şu anki kişiliğime çok uyuyor. Ama geçmişte ki halim ile Raistlin’in pek bir bağlantısı yok bunu şimdi idrak ediyorum. (more…)

Çocuk Olasım Var

Salı, 02 Eylül 2008

Saatlerce uyumamak.Hem de sabaha kadar. Güzel bir duygu. Ötesinde biraz da yorucu. Şimdi saain 07:00 olmasını bekle sonra dışarı çık,gazete al ve haberler… Kim bilir yine nerl var gündem de.. Sonra sabah 10:00 gibi uyu.Akşam kalk işinin başına geç. Sonra sabahla ve yine gazete ve gündem. Günler devamlı böyle geçer mi bilmem ama dur deme vakti belki de geldi. Aslında memnun olmasına memnunum da bunların tek müsebbibi yine benim. İnsan bir şeylerin peşinde hayat boyu. Son günlerde bunu daha iyi gözlemliyebiliyorum. Bugün ilk defa İzmirime yağmur yağdı. Özlenilen duygulardan da bir tanesiydi tabii. Bir çok malzeme çıkar ya uağmurdan, bende çıkardım ve meyvesini de aldım. Saat kaç oldu hala şimşekler çakıyor gökyüzünde. Kimileri gelip,gök gürültüsünden korkuyorum.Uyuyamadım dese de hak vereceksin. Erkek değil hiçbiri. Narin, ince, kırılgan, kaprisli ve çocuk… (more…)

Hükümsüz Bir Karanlık ve…

Cumartesi, 23 Ağustos 2008

Bak sevgilim! Saat 12’ye geliyor!Yine bir gün bitiyor ve yine bir gece başlıyor.Bizim zamanımız.. Aslında benim zamanım. Kararır hava,gece başlar ve ben bütün anılarımı mumlarla aynı bavula koyar düşerim yollara. Bomboş, kapkaranlık sokakta bir sığınak ararım adeta. Kuru yapraklar düşer tek tek önüme. Üşürüm ve hayalin sarılır bana.Elimdeki bavulu alır, gidip bin parçaya böler ve zifiri karanlığın en ücra köşesinde bin bir yere fırlatır.Ben bir köşede yaralarımla uğraşırken hayalin gelir sarılır bana. Titrer o an içim,titrer yüreğim.. Bak canım!Bir sarılışın titretirken ufacık yüreğimi benden bir adım uzaklaşman nasıl yakar canımı. Biri bana sarılmış ve elimdeki bavulu alıp gitti zannederken ben, bir bakarım düşüp kalmışım bir kaldırım kenarına.. Uyanınca anlarım; ‘Düşlerim raks eder gerçekle.. Öpüşlerin dolanır vücudumun en kuytu köşelerinde tenimi yakarak,
Ve ben her öpüşte iliklerimin en kuytu köşelerinde hissederim kesik soluklarını..’

Her Bahar

Cuma, 22 Ağustos 2008

Pas tutmuş merdiven demirleri, gecenin karanlığında kendini hissettirmek adına ellerimizi kirlenmiş bir sarıya boyuyor,gelecekte de varlığını sürdürecekmiş izlenimiyle aydınlığa kavuşmayı beklercesine, tenimize işliyordu .Yarım kalmış basamakları çıktıkça, eski harabe evlerdeki gibi , kırılmaya hazır merdiven tahtalarının, adımlarla buluştuğu an, çıkan ses,etin bıçakla kesilmesi anında işitilen gıcırdamalara benzer bir üslupla geliyordu kulağıma.Ve bir köşeye çekilip, usulca ağlayan bir kız çocuğunun sesi gibi , koridorun boşluğuna sesleniyordu sessizlik şarkısı. Uzun bir soluğu andırıyordu rüzgârın çıkardığı ufak esintilerin birleşmesi. Hüzün ile ağlamayı kucaklaştıran çıtırtılar ve rüzgârın sevişmesi hiç bu kadar göz önünde yaşanmamıştı. İzledikçe acı çeken ruhlarımız, bedenden çıkmak için çığlıklar atıyor ve bir daha yaşanmaması için bu acıyı karanlığa sürüklüyordu, çıldırmış bir gövdenin acımsı haliyle. (more…)

Kırık Çırak

Perşembe, 21 Ağustos 2008

kalbimi çekiç yaptım da düzeltemedim
hayatımın eğri büğrü kaportasını
ezikliğini bana kusuyor ustam
üstüpü gibi harcıyor çocukluğumu

kaynak tutmuyor heveslerim
dünden yarına kırılmışım
‘senin failin devlettir’ diyorlar
‘üreme bonkörü ailen bir de’
(more…)

Düştüğünde Dizini Kanatan

Çarşamba, 20 Ağustos 2008

Gitmeler dönmektir, yola çıkma vakti şimdi demiş ve bir beklemeyi koşup gitmiştin erguvan teğetlerine, zaman-sız gidiş vaktin, yaşamımın koşarcasına soğuran bir anındaydı. Ben an-sız kaldım senden sonra, sen ise anı olmaya an kaldın bende…senden habersiz bir ´biz´ yarattım ve sen içerimde yaşamaya başladın. Yoksun ama biz varız içerimde… Yokluğunda geceleri uykumu uyuyorluğumdan uyanıp aniden hala orada mısın acaba diye içimde yoklar oldum seni.. ah ne iyi, baktığım her kare yer yüreğimde hiç gitmeyecek bir beklemeyi duruyor oluyorsun; sussuzca….seni soluk alıyor, sana duruyorum. Ama sesin dolanıyor hep ayaklarıma ve düşüyorum yolunda. Suretin geliveriyor o an göz bebeklerimin önüne.. o an’ım, bir an sana bakar durakalıyor, sen de duruyorsun bir an.. yeni bir an’ı daha olmadan evvel bir an..duruyorsun; suspusuluğunda minik bir kara çocuğum ben, unutuyorum hemen düşüşlerimi, düştüğümde kanayan dizlerimi ve gidişlerini!.. Geleceğine dair kocalttığım umutlarımın yüzü-suyu hürmetine unutuyorum acıtanlığını…her gece  Mirzagül kokuna yaslanıp, uykuma giden ılıklığınla kapatıyorum göz kapaklarımı. (more…)

Kanlı Hürriyet!

Salı, 19 Ağustos 2008

Bitik düşünceler dolaşıyordu kafasının içersinde. Arzular daha fazla yer kaplıyor artık. Büyüyorlar her geçen saniye. Düşünme kabiliyeti donuklaşıyor ve özelliğini yitiriyor kafasındaki et yığını. “kendini zevke ver, soyutlan fikirlerden” diyor et parçasından arta kalan. Kaybediyor koca bir bedenin kontrolünü. Tek mutlak güç geçiyor yönetime, Zevk!… Ancak onun için doluyor hava ciğerlerine. Haz duygusu eksiksiz geçiyor zamandan. Damarlarına enjekte olan her damlayla uyuşan bedeni uçma zevkini daha yükseklere çıkmak arzusunu yaşıyor. “Daha fazlasını istiyorum!” haykırışları dolandırıyor onu göklerde. Dorukta artık. Uyuşmuş bedeni tüy kadar hafif fakat zift kadar kara! Bedeni gökyüzünü karaya buluyor. Dokunduğu her bulut karanlıkta çürüyor. Geceye dönmüş gökyüzü emiyor bedenini. (more…)

Şu Sivas’ın Yollarına…

Cumartesi, 16 Ağustos 2008

Uyandım !.. içimde tarifi mümkün olmayan bir telaş ve sevgi var, bağırmak geliyor içimden “Bugün Son Gün” şuursuzca can ve ten yakmaya alışkın güneş beynimi kemirirken adımlıyorum hayatı hayatıma ulaşmak için… Zaman deli gibi akmıyor işte, hep böyle olmadı mı zaten..? Herşey üst üste geldi, tüm aksilikler…neyseki izmir otogardayım (ohh) Sivas yolcusu kalmasın !.. Yasaklarına mahkum bir hayatın çöküntüsünü üzerinde taşıdığı belli olan bir ses, elindeki “Cumhuriyet” gazetesini kıvırmış bağırıyor! Sivas Yolcusu Kalmasın !.. Otobüsteyim ve kalkmasına artık ramak kaldı ve kalbim ve ellerim ve benliğim karıncalanıyor, Geliyorum yanına bekle beni dedim içimden… Nefes almak çok zor bu an’larda, sevdiğin anadoluda ve sen koşar adımlarla gitmek istiyorken o’na otobüs kalkmadı hala, Neyseki önümde oturan beyaz şapkalı ve en az iki çocuk büyütmek için çalıştığı belli olan nasırlı ellerinden birini kaldırdı ve nasırlanmış sesi ile “Hele hemşerim bir kolanya verde ferahlayalım” … Dedim açıl sivas ben geliyorum. Acı, öfke, hüzün, keder yada herneyse sizi sıkıntıya bulayan o an unutulur ve düşersiniz zamanın içine, Hareket ediyor otobüs itiş-kakış insan selini yarıyor yavaş yavaş…

(more…)


40 sorgu. 0.433 Saniyede Olustu.