Güle Güle Git
Yağmur yağmıyor artık. Güneş yavaş yavaş gösteriyor yüzünü, ay ve yıldızlar geri döndü gökyüzüne. Artık bulutlar beyaz, geceler aydınlık… Ağaçlar daha bir yeşil, çiçekler daha renkli. Papatyalar sarıya bezedi şehri. Daha atamadım üstümden yağmurların getirdiği hastalığı, ben de papatyalara uydum, sarı bir benizle katıldım şölenlerine.
Sokaklar, bahçeler çocukların kahkahalarıyla şenlendi; böcekler iyice silkindiler uykularından. Nerede yeşil varsa, yanında öbek öbek insanlar. Hala yolunda gitmeyen çok şeyin olduğu bir ülkenin bu şehrinde, hala geçim sıkıntısı ve işsizlikten inleyen, hala gelecek güzel günleri umut eden insanlar onlar. Ruhlarını daraltan onca şeye eklenen, karanlıktan kurtulmanın sevincini yaşıyorlar…
Güneşli ve sıcak günlerden hoşlanmam ama, çoğunluğuna iyi geliyorsa, hele bitkiler onsuz olamıyorsa, katlanabilirim uykularımı kaçırıp enerjimi tüketmesine. Eğer gördüğüm bunca güzel manzaraya karşın, sevinçli değilsem, el sıkışıp, sarılabilirim yaşamıma. Eğer kim olduğunu bulmak, hayatı anlamak için uzun sürcek bir keşfe çıkman gerekiyorsa kendinle, bütün iyi dileklerim seninle, ama mutlu olmamı bekleme, en azından bir süre…
Ben bildiğim her şeyi sevdiklerimden öğrendim. Ağaçları sevmiyorsan, anlayamazsın söyledikleri türküleri, insanları sevmiyorsan dost olamazsın, sevmediğin bir hayatı yaşayamazsın. Senden öğrendiğimse, gitmesi gerekene izin vermekti. Yine de gitmemeni tercih ederdim. “HOŞÇAKAL” derken, elveda demişsin gibi hissetmemeyi, sanki bir daha görüşemeyecek, konuşamayacakmışız gibi… Umarım nedeni, yolunun sonunda yeni bir hayat, yeni insanlar ve bambaşka seçenekler bulacağın içindir. Umarım, bütün acıların ve çaresizliklerin, gittiğin her yerde yoldaşın değildir. Belki bende çıkarım yolculuğa, senin olmadığın bir hayatla uzun süre yaşayamam. Başka ülkeler ve şehirlere değil, kendi içimde, şu bütün soruların, yanıtların, hüzünlerin kaynağında sürdürürüm arayışımı. Bir gün bambaşka bir insanla karşılaşırım orada, tanıdık gelip de seçenekleri ve yanıtları daha bol biriyle. Yüzümün solgun, gülümsememin donuk olduğuna aldırma, her zamanki dalgın ve üzgün yüzünde kocaman bir gülücük olsun yol boyunca GÜLE GÜLE GİT…
UNUTMA, dönmek zorunda değilsin. Yol ayrımında ömrümüz. Tekrar birleşmesi çok zor. Yeniden karşılaşsak bile, değişmiş olacağız. SEN sevdiğim insanı öldürmüş, ben yalnızlığımla masaya oturup, bir ömürlük kontrat yapmış olacağım. Bütün ömrün güneşli bir NİSAN günü gibi olsun. Ben, kendi yolumda yağmurlarla beraber yüreyeceğim…
“Sen giderken gözlerim dopdoluydu
Ve yağan yağmurla caddeler ıslak
Yokluğunda bir rüzgar esti hazin
Teselliler döküldü yaprak yaprak
Ü.Y.OĞUZCAN
Bu mektubu yazarken hazin bir rüzgar esiyordu, şimdilerde yaprakları topluyorum birer birer…







Ocak 18th, 2008 - 19:59
Nedendir bilmem.İnsan giderken umursamaz oluyor.Gözü görmüyor.Dinlemiyor ya da istemiyor…
Ocak 19th, 2008 - 16:12
öncelikle barış abi yazın gerçekten çok güzel
bence çok yanlış düşünüyorsun seroz “bir gitmek isteyen var bir de gitmek zorunda olan var” BEN GİDERKEN umursamaz değildim sadece gitmek zorundaydım ve gittim
