Güven
Ergenlik dönemini hayatımın miladı olarak kabul ederim. Çünkü o dönemde şuan olduğum kişiye dönüşmüştüm. Çocukken saf ve temiz duygularım vardı. Kanardım herkese, güvenirdim. İlkokulda herkesle arkadaş olur öğle yemeğimi paylaşırdım.
Ne olduysa lisede oldu. Birinci sınıf sanırım. İnsanlarla arama meshafe koymaya başladım. Onlara güvenmiyordum. Hiç kimseyle arkadaşlığımı fazla ilerletemiyordum. En azından benim tarafımda. Onlar büyük ihtimalle beni arkadaşları olarak görüyorlardı. Ama benim için değildi. Kendim ile hep Raistlin’e benzediğimi söylenerek övünürdüm. Meğersem benzemiyormuşum. Benzemeye çalışıyormuşum. Kurnaz, kimseye güvenmeyen ve insanları kendi çıkarları için kullanan, kolayca yönlendirebilen biri. Şu anki kişiliğime çok uyuyor. Ama geçmişte ki halim ile Raistlin’in pek bir bağlantısı yok bunu şimdi idrak ediyorum.
Lisede kaybettiğim arkadaşlarım ve dostlarım oldu. Çoğu bana sırtını çevirdi. En sonunda pencerenin olduğu sıranın en arkasında oturup sürekli yazı yazan sivilceli çocuk olmuştum. İşime gelmiyor değildi. Çok iyi bir lise değildi. Göze batmazsanız dayak yemezdiniz. Çevremde insanlar koşuştururken ben kendim gibi olan tek arkadaşımla vakit geçiriyor derslerde ise sıranın altından (Derse göre üstünden) kitap okuyordum. Kendimi geliştirdiğim dönemdi lise. Kendimi öldürdüğüm, kişiliğimi kenara bırakıp başkası olmamdı. İntihardı benim için…
Yazarken kendimi buluyorum. Karaya çıkan balık gibi zihnimde çırpınıyor. Çığlıkları sonsuz karanlığın içerisinde yankılanıyor. Ama kalın duvarların içerisinde. Bir daha çıkamaz…






