Hayal-et
Yaralarım var!
Benliğimde açılmış, kanayan yaralar..
Gönlümde kırıklıklar..
Öyle ki adim atmaya çekiniyor insan, olur da kırıklardan birisi beni de keser diye.
Bedenim bitkin.
Ruhum yorgun..
Aklim bin bir düşüncenin kendi kösesinden avazı çıktığı kadar bağırdığı bir pazar yeri sanki.
Öyle çaresizim ki!
Derdime takacak bir ad bile bulamıyorum.
Ya da neyim, bilmiyorum? Depresif, şizofren, paranoyak; ya da hepsinden bir parça kişiliksiz bir beden-ruh uyurgezeri?
Kaybolup gitmişim ben bu şehirde..
Kimsenin görmedigi bir hayalet olmuşum; kirli atmosfer yutmuş beni.
Oysa hayaletler de hisseder ve özel bir kişi tarafından hissedilirler.
Efsanelere inanır mısın?
……
Günün birinde bu güzel diyarlarda birbirini seven iki mecnun âşık yaşarmış. Herkes imrenirmiş onların sevgisine, birbirlerine olan saygılarına ve sadakatlerine.
Ne var ki kıskananlar da varmış kalabalığın içinde. Öyle hileler, tuzaklar kurmuşlar ki, sonunda narin yapılı iyilik yenik düşmüş; meydan kalmış kötülüğe.
Kıskançların fesadı öyle büyükmüş ki, düşünün artik.. dualar bile koruyamaz olmuş gençleri.
Derken bu adaletsiz oyun, birbirlerinin olmaya az vakit kala delikanlının ölümüyle son bulmuş.
Kötüler ermiş muradına, kız kalmış koca dünyada tek başına…
Melekler çok üzülmüşler onları koruyamadıklarına. Kız ağlamış, onlar ağlamış.
Sonra dayanamamışlar ve belirli günler üzerine anlaşıp delikanlının ruhunu yeryüzüne göndermeye kara vermişler.
Delikanlı önce korkmuş.. çünkü dünya artik bildiği yer değil! İnsanlar umursamadan içinden geçip gidiyor, ona boşluğa bakar gibi bakıyorlarmış.
Oysa onun amacı belli.. Yolunu bulup sevdiğine gitmiş. Korkutmak istememiş cananını ama bakmış her gün ağlıyor. Bir an dahi olsa onu hissetmenin hasretiyle yanıyor.
Ve başlamış o andan itibaren ona yalnız olmadığını hissettirmenin yollarını aramaya..
Bazen dağ esintisine kapılıp kendini onun saçlarını dalgalandırırken bulmuş.
Bazen su olup ellerine dokunmuş.
Dua ederken kalbindeki huzur olmuş.
Kız farkındaymış her şeyin. Yüzü yine gülmeye başlamış.
……
İşte Mecnun olmak böyle deli bir şey!
Leyla olmak böyle sevdiğinden vazgeçmemek, onu her şeyde görmek demek!
Efsaneyi masal gibi dinledik.
Leyla’yla Mecnun’u Fuzuli’nin kaleminden okuduk.
Sonuçta hepsi insan düşüncesinin bir parçası.
Yazılara ve sözlere yansıyan bu elmaslar neden hayatın içine de işlemez ki?
…..
Demiştin ya: ‘karşımdasın, hareket ediyorsun.’.. ‘Nefesin…’ deyip durmuştun..
Şimdi çok uzağındayım. Ama bir düşünce ötendeyim unutma!
Ya da bir akşam vakti esen meltemdeyim.
Hayal-et!








Haziran 16th, 2008 - 23:41
Öncelikle, Fuzuli’den bir örnek beni her konuda mutlu eder (:
ikinci olarak ise yazı başlığı hayal-et çok sevdiğim bir öğretmenin radyo yayınlarında kullandığı program ismi,
Hikaye hoş anlatılmak istenilen net ve vurgulayıcı !.. “Deniştin ya” kısmındaki kişinin hiç kacarı yok (:
Yazılara ve sözlere yansıyan bu “gevher” neden hayatın içine de işlemez ki?
Nakış nakış işlenilmesi ümidi ile..
Haziran 17th, 2008 - 11:46
Yalnız evcilleştirebildiğiniz şeyleri tanıyabilirsiniz dedi tilki. İnsanların tanımaya ayıracak zamanları yok artık,.Aldıklarını hazır alıyorlar dükkanlardan. Ama dost satan dükkanlar olmadğı için dostsuz kalıyorlar….
Haziran 17th, 2008 - 13:35
Artik bu tesadüflere sasiramiyorum!! : )) Fuzuli meselesi yani..
Ayrica son yazdigina demek istiyorum ki; sabirla isleyen olursa mutlaka islenecektir!
Bilirsin; elmas (gevher) basta cirkin görünümlü biseydir ve cok serttir. Ama islendiginde ortaya dünyanin en kiymetli seyi cikar. Aciklayici olmustur heralde bu örnek : )
Haziran 17th, 2008 - 14:06
Fuzuli eserleri gerçektende güzel okunmasını isterim her zaman. Ayrıca verdiğiniz örnekte düşünmeden edemiyor insan
aslında bu tip yazılarda örnekler verilmeside benim hoşuma gidiyor 
Haziran 17th, 2008 - 20:09
nedense bu yazı bana bir şarkı hatırlattı
ceza mı bu?
çektiğim çile mi?
yıllardır tuttuğum nöbet bitmeyecek mi?
bir küçük kartanesi gibiyim avucunda eriyen.. dön bebeğim..
gözyaşlarını görürsem erir kanatlarım.. uçamam rüyalarında yanına..
sonsuzluk senle başladı.. o küçük dünyamda..
unutma gittiğinde yarım kaldım..
çöllerdeyim yanıyorum.. kutuptayım üşüyorum..
ceza benim çekiyorum.. ne olur dön..
uzanıyorum tutamıyorum.. özlüyorum ağlıyorum..
yasak mısın anlamıyorum.. ne olur dön..