Hayaller
Hani gözlerinizi kapatıp olmasını istediğiniz şeyler için kurduğumuz, olmayacağını hiç hesaba katmadığımız o pembe düşler vardır ya. Pembe panjurlu evlerin ve bahçesinde çocukların koşturduğu, yoksulluğun sokaklarda kol gezmediği, kimsenin ağlamadığı ya da ağlatmak için bir sebep aramadığı, kavgasız, gürültüsüz, düşmansız, riyasız, gerçek olmayan gerçek bir hayattır yaşanamayan. İçki şişesinin dibine vurup kör kütük sarhoş olduğunuz andır. Aşkın, özgür düşüncenin, barışın, umutların ve engelsiz çocukların doğmasını gerçekleştirecek sihirli bir değnektir. Hayal; Aşktır. Özlediğin ve hep içinde olmayı istediğin o mükemmel aşk… Mavidir hayal; içinde karanlığın hiç olmadığı mavi bir gökyüzü gibi pırıl pırıl. İçinde keşkelerin ve pişmanlıkların olmadığı bir hayattır ve hep gülümsemektir; iki yanağında çukur iki gamze her şeye inat… Söyleyemediğin bütün cümlelerin heceleridir; harflerini yalnızca ona sahip olanların bildiği… Ve sınırsıca kullanırsın her harfi korkmadan, utanmadan. Mutluluktur hiç mutlu olmadığın kadar. Bazen dibi kör bir kuyudur yürekte; suyu bitmiş kuyunun açsızlığı gibi… Sonsuzluktur. Ölümün kendine arkadaş bulamadığı ve tek başına oynamak zorunda kaldığı zevkli bir oyun. Ölüm yoktur. Doğum vardır sadece sancısız. Başı sonu olmayan sınırsız bir dünyadır; içinde yalnız sizin yaşadığınız ve özgür olmak istediğiniz ve olabildiğince özgür olabildiğiniz bir kâinattır. Çünkü hayallerinizde size kimse karışamaz. Kimse hesap sormaz. Hiç büyümek istemediğin, yüzün gözün çukulataya bulanmış, yırtık elbiselerin arasında yara bere içinde düşe kalka büyüdüğün yaramaz bir çocuk olmaktır; üzerini kirlettiğin için azarlanmadığın. Dilediğince koşturursun kır çiçeklerine basa basa, yeşil çimlerin üzerinde yuvarlana yuvarlana… İstediğiniz kadar uzatabilirsiniz bu reçeteyi… Peki, en son ne zaman bir çocuk gibi hayal kurdunuz? Ve en son ne zaman defalarca düşmenize rağmen yeniden bisikletinize binip çılgınlar gibi son sürat pedal çevirdiniz. Ya da hiç hayal kurmayı denediniz mi? Kapalı pencerelerinizin ardından kafanızı çıkarıp nefes almaya çalıştınız mı boğulduğunuz karanlık odalardan? Arkanızdan duyduğunuz çığlıklara aldırış etmeden bir hayalinizin peşinden gittiğiniz oldu mu?
Birini hayal ettiniz mi? Ya da birinin hayalleri oldunuz mu hiç?
Gidenin dönmeyeceğini bildiğiniz halde döneceğini hayal ederek yaşadınız mı?
Kurduğunuz hayaller gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı yaşadınız mı? Dünyanın başınıza yıkıldığı oldu mu hiç? Bütün yıkılışlara rağmen bir çocuğun umuduyla yeniden hayaller kurdunuz mu?
Yoksa sizde hayallerin sadece bir aldatma ve saçmalık olduğunu düşünenlerden misiniz? Hayalle yaşayan hayalleriyle ölür dedikleri gibi…
Hayallerinizi engelleyenlere ve sizi karanlık bir odaya mahkûm edenlere izin mi vereceksiniz?
Kimsenin küçücük dünyanızda yarattığınız o büyük hayalleri yıkmasına müsaade etmeyin.
Ve hiç kimsenin hayallerini yıkmayın…
Mark Twain’in dediği gibi ‘’Şunu bilin ki; hayalleri olmadan bir hiçtir insan.
Ve siz, bir hiç olmayacak kadar insansınız…’’

















