Ekleyen : Barış Akbalı
Tarih : 22 Kasım 2007
Kategoriler : Mektuplar
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.
Paylaş

Yine sabahladı gözlerim. Yine kış düşkünü yüreğimle bahar yalnızı yağmurları düşürüyorum yanaklarıma.
Sızlıyor yaralarım, kanamalı sevdana savurduğum “bekle” emirli direnişler dayanamıyor yokluğuna; çözülüyorum.
İçime kan doluyor, okyanus kadar deriniyorum. Derinime sen sızıyorsun yavaş yavaş, senleştikçe büyüyor sarsıntılarım.
Çırpınmak gelmiyor canımdan, çünkü canım sensin biliyorum.
Canım, sevdam, gözleri karalım; yokluğun yokluğumdur bilirsin.
Israrkeşi oluyorum her gece gelmeyen hayalinin. Seni sindirdiğim kalp çarpıntılarını işliyorum kanıma.
Damarlarım zerre zerre sevdan oluyor, mavisine kanıyorum gecenin açtığın kesiklerimden.
Zulmüne heves zamanlarda açıyorum gözlerimi.
Düşkünlüğüm, kırıklığım, ucu paslı yalnızlığım ve karartmalı baskınlara eş sevdanla savaşarak yaşıyorum.
Gece oluyorum hep. Bahanesi fırtına oluyor şimşek zamanlı aydınlığımın.
Yazgısı mutsuzluk hayatlara başkaldırmış umutları ekliyorum; yok oluyor ufku deniz ötesi kentimin…
Ah diyorum sevdiğim; bir tutsaydın ellerimden, bir kerecik kaçırmasaydın kömür karası gözlerini,
gizlemeseydin keşke içinde büyüttüğün yetim çocuğun özlemini!
Ama olmadı biliyorum, yapamadın, vazgeçtin benden.
Şimdi mevzileri yok olmuş savaşların ortasına at beni.
Ne dostun yap, ne düşmanın, ne de sevgilin.
Acımadan boşalt hasretinin sarjörünü üzerime, parça parça et ihtiyar ruhumu, dağıt beni.
Her yanımı çamuruna göm gözyaşlarımla ıslattığım ölü toprağımın.

Hoşçakal sevdiğim, hoşçakal gözleri yıldızlım!