Ekleyen : Sercan Taşkıran
Tarih : 9 Eylül 2008
Kategoriler : Günlük
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.
Paylaş

Sabah saatin ziliyle uyandım. Uykuyu almış olmanın –kendini kandırmanın bir anlamı yok- keyfi ile günün haberlerini sunmak adına dışarı çıktım. Dışarda güneşli çok güzel bir gün. Tam 86 yıl öncesi de eminim böyleydi. Gazeteleri alırken kasiyerle kısa bir sohbet gerçekleştirdik. Sigaram da yanımda.Dönerken kahvaltılık aldım. Kahvaltılık aldığıma bakmayın iki tane boyoz yeterliydi. En azından sigara altı yapabilmek adına. Geldim başladım yayına. Bu satırları ise şarkı aralarında yazıyorum. Bilmem o kadar dinç hissediyorum ki kendimi bir anda yazmak istedim ve yazdım hepsi bu. Dedim ya acaba aşık oldugum kadın 86 sene önce nasıldı.Gülmeyin şimdi.

Sende, sevdiğin kadında çok yaşlı demeyin. Olsun. O yaşlandıkça öyle güzelleşiyor ki bilemezsiniz. Her geçen gün daha da güzel oluyor.Her neyse,o benim çocukluğumun başkenti. Olgunlugumun. Bazense terk edişlerimin tek müsebbibi. O beni benden alan tek sebep.

Biliyorum bugün çok güzel geçecek. Herşey güzel olacak. Gece başımı yastığa koyduğumda (ki bu her zaman istinasız gece oluyor) güzel bir günü geride bırakmanın sevinci ve hüznü bir arada olacak. Neden hüzün dedim? Mutlaka olmalı. Hüzün olmadan coşkunun, sevginin ve aşkın tadı çıkar mı?..

Ama bugün sadece aşık oldugum kadını düşünerek geçireceğim. Hatta bazı sosyal aktivitelerinin oldugunu ve beni de davet ettiğini açıkladı ama malum iş gereği katılamıyacağım.

Uzun yıllar geçecek daha da güzelleşeceksin biliyorum.Herkes kıskanacak seni. Kıskanmanın ya da kıskanılmanın hazzını yaşayacağım sert rüzgarlarında.

Tam 86 sene geçti üzerinden. Hala çok güzelsin ve öyle de kalacaksın.

Dedim ya sen benim daha adını koyamadığım bir çok şeysin.Bunun hazzını,uçarı sevdanı anlatmak adına yeni şeyler türetmeye çalıştıkça, başarısız kalıyor. Seni sadece ama sadece izlemenin doyumsuz keyfini çıkartıyorum. Hep böyle kal..

Şu sıralar çok yoğunum. Bazen başımı bile kaşıyacak vakit bulamıyorken, senin hayatımda olman beni teselli eden tek hafifletici sebep.

Biliyorum, çok kızdın bana seni zamansız, aniden terk edişlerimde ama gördün ki dönüp dolaşıp sana geldim.Sana ufak bir sır daha vermek istiyorum. Seni yine terk edeceğim, bana kızma.

Herkesin sende farklı anısı var,biliyorum. Ama ben böyle kabullendim seni. Olduğun gibi. Değişmeni sevdim, güzelleşmenin yanında. Kızmanı sevdim, ağladığında. (Yağmur)

Seni her an acıya ve kedere terk eden insanlardan bazen nefret ettim. Çok kızdığın zamanlarda oldu. Seni nasıl anlatsam diye düşündüğüm zamanlarda; çaresiz kalışım beni utandırsa da sen beni her zaman anladın. Bu yüzden çekinmiyorum sana yazmaktan.

Senin yerin bende çok ayrı. Evet gördüğüm, tanıdığım herkese bunu söyluyorum. ‘Delirdin mi’ der gibi bakışlarını da yandan bakışlarıyla anlayabiliyorum. Olsun. Ben yaşadığım şehri seviyorum…

Tam 86 senece geçti kurtuluşundan bu yana… Doğduğum, büyüdüğüm İZMİR.. Seninle ölmeye yemin ediyorum. Daha bir çok özel günü beraber kutlayacağız.

İzmir…

Seni çok seviyorum be..

Hatta ne İZMİR’miş be..

İyi ki bu şehirdeyim. İyi ki İzmirliyim. İyi ki çocuklarıma bir gün soracak olanlar, onlardan gururlu, göğüslerini kabartan biraz da mütevazi ‘İZMİRLİYİM’ cevabını alacaklar…

Ve en önemlisi kadınım. İYİ Kİ VARSIN.

Bugünü herkes kutlayacak. Tüm İzmirlilere mutlu, huzurlu günler….