Jeux d’enfants
Julien’in, ‘Asla oynamamak gereken bir oyun var ki, yani AS-LA oynamamak gerekiyor, en iyi arkadaşınız teklif etse bile… Çimentodan bir bloğun içine gömülmece…’ sözleriyle açılan; büyüyünce biri ‘ diktatör’ , diğeri ‘ kayısılı turta ‘ olmak isteyen iki yakın arkadaşın, Julien ve Sophie ‘nin ‘cap pas cap’ diye başlayan oyunlarını anlatan tatlı bir film… İlk yarım saati, çekimler itibariyle Amelie’yi andırsa da aslında pek de benzedikleri söylenemez. Belki de yapılmak istenen şey sadece Amelie’ye ya da The Matrix Revolutions’a atıfta bulunmaktı.

Bu yüzden filme Amelie’nin bir kopyası muamelesi yapmak çok da doğru olmaz. Ayrıca film ikinci kez izlediğinde birtakım minik detayların tadı daha bir güzel çıkıyor.Sadece ‘var mısın?’ oyunu ile bile özgünlük bab-ında takdire şayan; ‘-ilk görüşte aşka inanır mısın? -evet. - salaksın o zaman..’ ya da, ‘…-evet. -kabul etti, nedimem olmayı kabul etti!’ gibi diyaloglarıyla arada bir seyirciyi beklemediği yerlerden vuran, hoş, ilginç bir film olan Jeux d’Enfants, belki bir başyapıt değil ama izlenesi…
‘Bu oyunu oynamak için güzel bir kutu ve güzel bir kız arkadaş gerekir. Geri kalanı hikaye…’







