Bezirgan Başı
Cuma, 10 Ekim 2008Kesik… Yine kağıda kanamakta kalemim, kalbinden kesik.
Sakırtılı umutlar üretmiyorum artık. Nadasa bıraktım, sürülmüş yorgunluğa bıkkın muştuları.
Oligarşisiyle daraldığım bu kente nöbet de ekleyemem artık.
Geceye iliştirilen yamalar hep kesik.
Acı motifler işliyorum gevher renkli bohçama.
Bu sefer de ilmekler ya bir fazla, ya bir eksik.
Tükettim sus pusluğu.
Şimdi geçişimli gürültülerle tükenmek ve hantal bir yatkınlık oluyor payıma düşen.
Ben ve satıhta dilsiz çığlıklarım var heceye düşen.
Tahminlerini kendine sakla ey hüznün mizanı!
Ben kendim ölçerim gözyaşımı da, acımı da.
Üzgün bir motif işliyorum yine ömürle dokunmuş bohçama.
Yine bir eksik, bir fazla.
Ölgün gözlerim adaya kürek çekmedeyken kaç kez asıldı hançerime kara çalı.
Bildiğim tüm sırların ketumluğu dilimde nöbet beklerken,
kaç kez kırdım gözyaşı barajıma set olmuş dalları.
Sonra yanaklarımı yakan iki damla yaş oldu, terbiyevi bir el tersiyle bulan kınını.
Ben, bıçaksırtı ağlamalarım kadar benim.
Ve kendi coğrafyamın tersliği kadar terstir kentimin kalem ucu.
Eksilerimle hiçleşiyorum. (more…)







