Kendimle Saçmalamak
-mak ekli yazılar dizime bir yenisini ekliyorum sanırım. Bunu fark eden varmıdır bilmem. Yazılarımın çoğu -mak yada -mek ile biter. Bu genellikle bir davranışın yada duygunun üzerine yazdığımdandır. Bu seferde saçmalamak diye bir başlık attım. Ama kendimle…
Hayatta en çok yaptığım şeydir saçmalamak. Günlük hayatımı kapsar saçmalamak. Saçmalarım sözlerimde yazılarımda. Kimi zaman anlam yatar saçmalıkların altında, yanlışlıkla çöpe atılıp altta kalmış bir kağıt tomarı gibi. Kimi zamansa sadece saçmalıktır saçmalıklarım. Anlamsız, boş ve yanlız…
Saçmalık yanlız olur mu hiç? Bu da bir saçmalık öyleyse… Demekki saçmalıkdan bahsederken bile saçmalayabiliyorum. Doğal bir şey mi? Yetenek? Yoksa saçmalık?
Peki saçmalık nedir? İnsanın kendisine saçma gelen şeymi? Yoksa başkalarına mı? Kormayın saçmalamaktan. Bende böyle başladım yazmaya bakın bana. Kim bilir belki ilerde bir hikaye yazmaya başlarım. Kalemkur(d)u-su’na uymasada koyarım. Bakarsınız. Okumazsınız. “Bu ne biçim bir saçmalık” dersiniz. Ben anlamam. Ben yazarım. Ben gördüğümü yazarım.
Bİr karikatürüst gibi görürüm kendimi. Tek farkım çizmek yerine yazmaktır. Bundan iki önceki yazımda dediğim gibi zaten. Her zaman çizer olmak istemişimdir. Olmadığına göre kalemimle yansıtıyorum gerçekleri, yalanlar, boşlukları ve saçmalıkları…
Ben kimim peki? Ben neyim peki? Sürekli sorular soran bir deli? Yada otobüsün arkasından koşan bir iş adamı? Yada kokuşmuş bir evde kalan öğrenci? Yada saçmalamak adlı bir başlık açıp sadece, yazı yazmak, için yazan bir adam. Estetik kaygıları olmayan, başkalarını düşünmeyen, sadece o andaki düşüncelerini yazan başkalarına açan bir adam. Evet bu daha yakın sanki…







