Ekleyen : Barış Akbalı
Tarih : 10 Ekim 2008
Kategoriler : Şiirler
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.
Paylaş

Kesik… Yine kağıda kanamakta kalemim, kalbinden kesik.
Sakırtılı umutlar üretmiyorum artık. Nadasa bıraktım, sürülmüş yorgunluğa bıkkın muştuları.
Oligarşisiyle daraldığım bu kente nöbet de ekleyemem artık.
Geceye iliştirilen yamalar hep kesik.
Acı motifler işliyorum gevher renkli bohçama.
Bu sefer de ilmekler ya bir fazla, ya bir eksik.
Tükettim sus pusluğu.
Şimdi geçişimli gürültülerle tükenmek ve hantal bir yatkınlık oluyor payıma düşen.
Ben ve satıhta dilsiz çığlıklarım var heceye düşen.
Tahminlerini kendine sakla ey hüznün mizanı!
Ben kendim ölçerim gözyaşımı da, acımı da.
Üzgün bir motif işliyorum yine ömürle dokunmuş bohçama.
Yine bir eksik, bir fazla.
Ölgün gözlerim adaya kürek çekmedeyken kaç kez asıldı hançerime kara çalı.
Bildiğim tüm sırların ketumluğu dilimde nöbet beklerken,
kaç kez kırdım gözyaşı barajıma set olmuş dalları.
Sonra yanaklarımı yakan iki damla yaş oldu, terbiyevi bir el tersiyle bulan kınını.
Ben, bıçaksırtı ağlamalarım kadar benim.
Ve kendi coğrafyamın tersliği kadar terstir kentimin kalem ucu.
Eksilerimle hiçleşiyorum.
Artılarımla toplansam bile eksiydim oysa.
Görmezden geldiğim, hanidir gizlenen bir kleptomandır beynim.
İşte bunu da al ey nöbetçi gece.
Kırık bir itiraf daha doyumsuz dinleyişine.
Hırsız beynim, gizil güç heceyle kurum bağlamış kalbime yeltenir lakin,
veresiyeden ve hengameden başka ganimet yok ki içimde.
Bulamaz ki doldursun cebine.
Kuytuların demli mıknatısı çalkantılı bir bütünlükle dağılmaktayken her bahar,
güzle demlediğim tüm sırlar, şimdi sırlarla örtülü kül renkli bir kar.
Bu karla dirhem dirhem eriyorum yine.
Kentimin loş ışıklarında avaz avaz avuntuya haykırıyorum her gece.
Ey bezirgan başı! Ne zaman açacaksın kapımızı?
Bak, büyüdük artık. Şarkını söyleyemesem bile biz’imle oynuyorum seni.
Donmuş gözlerime öyle imalı bakma -ki göremezsin- öyleyse duy.
İnan ihtimalim yok müjde kuşundan yana.
Debil yeltenişlerle kafa tutmak Aşk’a bizim harçımız değil mi..?
Binde bir bile olsa, yarım bir şevk ve yılgınlıkla, olmaz mı?
Meydan okunmaz mı, attığım her adımı çelmeleyen Aşk’a..?
Ey avuntu melekemi yitirten hüzün!
Olacak bir şey söyle de yapayım ey hüzün.
Ben beton giyemem kemiklerime.
Pelesenklerle dolu beynimle bir ses daha yürüyemem böyle.
Olacak bir şey söyle de yapayım ey hüzün.
Bu keşmekeş…
Bu düzensiz düzen…
Bu takınaklı, bu kazıntı yürekle korkuyorum
Kaybedemem ben gevher’i.
Zaten yarın sersefil, uyanamam bu gece.