Küçük Bilgemisiniz
Gecenin zifiri karanlığı üzerime çöküyordu.Nedenini bilmediğim sessizliklere gömülüyordum… Oysa,bittiğimi sandığım sokak başlarından hayata yeni yollar aralayan meçhul bilge oluyordum… Yürüdüğüm,engebeli bir hayattan ibaret kaldırım taşlarıydı… Toplamaya başladığım artık tek bir şey var: Gözlerimin, kaldırım taşlarında bıraktığı ayak izleri…Karanlık bir gündüzün, görmeyen gözleri üstüne düşüyordu yüreğim…Gözyaşlarım, çoktandır tadını unutmaya başladığım yeni acılarla geliyordu…Çocuk oluyordum… Bilmediğim bir dilin, yeni başlangıçlarıma tebessüm olacağını hiç tahmin edemiyordum… Evet,gülümser bir yüreğim oluyordu… Büyüdükçe,bazı acılardan sevgi duyulabileceğini de öğreniniz…
Tebessüm,henüz beş yaşında bir çocuktu. Babasını henüz doğmadan kaybetmiş,annesi ile beraber uzak bir şehrin, yolu olmayan “Unutulmuş Hayatlar” köyünün harabeden farksız bir kulübesinde yaşıyordu… Tebessüm’ün,diğer insanlardan ve yaşıtlarından farklı olması yüzüne de yansımış,herkesin dikkatini üzerine toplaması uzun bir zamanı almamıştı.Çünkü; bu köyde yaşayan herkes asık suratlı ve kendi derdinde yaşayan insanlardan ibaretti…Çocukların, büyüklerden tek farkı beraber oyun oynamaları halinde,herkesin kendi oyuncağı ile bir tek bahçede beraber oynamaları idi… İşte bütün bu olanlar arasında Tebessüm çok farklı bir çocuktu… Elinde var olan her şeyi paylaşma erdemi içerisinde,güler yüzünü hiç kimseden esirgemiyor,aksine her gördüğüne tebessüm ediyordu…Annesinin vermiş olduğu bir dilim ekmek parçasını paylaşabilecek çocuk görmeyince,kuşlarla paylaşmak için ormana doğru yol almaya başlıyordu…Ormanın içlerine vardığında,her cinsten varlık kendisinin etrafında toplanıyor ve sevginin ne kadar çeşitli dili olduğunu kanıtlamak isterlercesine her varlıktan farklı bir melodi ile selamlanıyordu…Paylaşacak bir şeyi kalmayınca köye dönüyordu…Başkalarının mutlu zamanlarından bir dilim bile olsa hakkına bir şey düşmeyeceğine inanıyordu… Kendisinin acıları satın almakla vazifeli bir yaşam olduğuna inanıyordu… Bu düşüncelerle beraber eve doğru yol almaya başladı…Az zaman sonra kapının önüne vardı.Eve girdikten bir vakit sonra,uyumak için tek gözlü odasına yöneldi…Işıkları her zaman açık bulunan odanın o vakit ışıkları kapalı ve odanın içi karanlıktan geçilmiyordu…Hiç bir şey olmamış gibi davranan Tebessüm, bir zaman sonra uyumak için yatağına uzandı.Annesi durumdan habersiz bir şeyler hazırlıyordu…Yemek için Tebessüm’ü çağırmaya giden Anne,büyük bir şaşkınlık içerisinde odanın karanlık olduğunu farketti…Hemen Tebessüm’ü uyandırmaya yeltendi… Ancak Tebessüm,ateşler içinde yatıyor ve tek bir cümle söylüyordu:”-Yaşamak:Gülümsemektir…”…Annesi büyük bir telaşla Tebessüm’ü kucaklayıp salona doğru koşmaya başladı…Tebessüm,gözlerini hafifçe aralayarak annesinin gözlerine baktı…Tebessüm:”-Ben,acılardan sevgi duyulabileceğini de öğrendim…” dedi… Annesi, Tebessüm’ün bu sözleri karşısında ne yapacağını bilmeden,tekrar yatağına götürmeye karar verdi…Tebessüm’ün odasında,nerden geldiği belirsiz bir ışık,odayı aydınlatıyor ve Tebessüm’e doğru daha bir parıldamaya başlıyordu… Tebessüm,annesine bakıp:”-Anneciğim korkma… Bir Sevgi için satabileceğim gözyaşlarım var…” dedi…Annesi dona kalmıştı…Artık odadan ayrılması gerektiğine kanaat getirip,odadan yavaş adımlarla geriye doğru yürümeye başladı… Odanın kapılarını kapattığında,Tebessüm ağlamaya başlıyordu…Sabaha dek böyle sürdü… Anne, Tebessüm’ün odasının önünde ne olduğunu bilmeden korkuyor - Tebessüm,ağlıyordu… Sabah güneşinin doğmasıyla beraber ağlama sesleri de kesilmeye başladı… Odanın kapısını açan Anne,saçları beyazlamış bir çocukla karşı karşıya geliyordu…Tebessüm, beyazlamış saçlarıyla beraber Annesine doğru yürüme başladı…Annesinin saçları üzerinde ellerini dolaştırarak;”-Anneciğim,küçük tebessümün yaşam olmaya gidiyor…Sakın merak etme…Bir gün tebessüm ettiğinde,gülümser yüreğinin ben olduğunu öğreneceksin…Hayata,bir yaşam armağan ettin…Ben ise,Unutulmuş Hayatlar köyümüze yaşam olmaya gidiyorum…”dedi…Annesinin gözlerine bakıp bakıp gülümsüyor,yüzünde belirginleşen hüzünle yaşam olmaya yol alıyordu… Az zaman sonra evden çıkıp,ormana doğru yol almaya başladı…Yolculuğunun sonu olan,orman girişinde Yaşlı Bir Bilge kendisini bekliyordu…Ellerinden tutup,beraberce ormana doğru yürümeye başladılar… Geride bıraktıkları her ayak izleri üzerinde,acılar belirginleşiyordu… Geride kalan,aslında yaşadıkları hayatlardan geriye pişmanlıklardı…Düşlediklerine ulaşmak için ise daha ne kadar yol alacaklarına dair ikisinin de bir bilgisi yoktu… Akşama doğru yolculuk bir noktada son bulmuştu. Ormanın içlerinden bir ışık kümesi yükseliyor,Unutulmuş Hayatlar köyüne doğru yol alıyordu…Herkes neler olduğunun şaşkınlığı içerisinde,birbirine bakıyordu…Köy meydanında herkesin toplanmasıyla beraber yağmur yağmaya başladı….Az bir zaman sonra herkesin gözlerinde farklı bir gökkuşağı beliriyordu… Artık herkes gülümsüyordu… Tebessüm’ün Annesi ise her bir kişide farklı bir Tebessüm görmeye başlıyordu…Yüreğine dokunan Anne,gözyaşları içerisinde kalmış küçük bir çocuk hissediyordu…Birden Tebessüm’ü geldi aklına… Çocuğunun herkese yaşam armağan ettiğine inanmaya başlıyordu…Ağlamak, artık güzel bir şeydi… Anne de ağlamaya başlıyordu…Çocuğunun bir daha geri gelmeyeceğini biliyormuş gibi,acılarını paylaşmak ümidiyle ağlıyordu…Gözyaşarının her bir tanesi yere düştüğünde,bir çiçek yeşeriyordu… Ve Anne yüreğinde her çiçekle beraber yeni bir Tebessüm doğuyordu…Meydanda bir vakit sonra hiç kimse kalmadı…Herkes evlerine doğru yürüyordu…Ancak Tebessüm’ün annesi olduğu yerde kalıyordu…Köy,büyük bir sessizlik içerisine girdiği vakit,ormandan köye doğru inen bir çocuk ve yaşlı bir bilge beliriyordu…Anne gözlerine inanamıyor,konuşamıyordu…Kendisine doğru yol alan çocuk Tebessüm ve Yaşlı Bilge çok sevdiği eşinden başka kimse değildi…Mutluluktan ne yapacağının şaşkınlığı içerisinde hareket edemiyordu…Eşi,gözlerine bakıp:”-Tebessüm, acılardan sevgi duyulabileceğini de öğrendi…Tebessüm,her gözyaşının yeni bir mutluluk hikayesi olduğunun erdemi içerisinde…O,Unutulmuş Hayatlar’a yeni yaşamlar getirecek tek YAŞAM inan…”dedi…Hiç konuşmadıkları uzun bir zaman zarfı içerisinde, sadece birbirlerini yaşamak için gayret gösterdiler…Az sonra Yaşlı Bilge ormana doğru koşmaya başladı…Tebessüm,arkasından:”-Baba!…Baba!…” diye bağırmaya başladı…Yaşlı Bilge bir an duraksayıp arkasına baktığında,Tebessüm’ün gözyaşlarını gördü…Her taraf çiçek açıyor - her basmış olduğu yerde yeni yaşamlar beliriyordu…Galiba mutluluktan ağlamak, gerçekten bu gözyaşlarından ibaretti diye düşünüyordu…Tebessüm’e :”-Oğlum,beni yaşıyorsun…” diye bağırırken bir taraftan da gülümsüyordu…Ve hızla kaybolmaya başladı…Tebessüm ve Annesi eve doğru ilerlerken,evlerinin önlerinde büyük bir kalabalığın olduğunu farkettiler… Bütün köy halkı evlerinin önünde toplanmış,kendilerini bekliyorlardı….Köy halkı Tebessüm ve Annesine ellerinde tuttukları gözyaşı şişelerini uzatıp:”-Bizler,Tebessüm’ün acılarımızı alıp bizi yaşadığımıza şahit olduk…Her döktüğü gözyaşı,bizler için yeni bir mutluluk hikayesinin başlangıcıydı…Ve her yeni mutluluk hikayesi yaşadığımız ömürlerden ibaretti…Bizler,daha kazanılacak çok yaşam olduğuna inancımızdan gözyaşlarımızı armağan ediyoruz…Kazanılacak ne kadar yaşam varsa, bir o kadar ağlamaya ihtiyacımızın olduğuna inanıyoruz…Tebessüm,gülümser yüreklerimizde çocukluğumuz…Bizler,çocukluğumuza armağanlar sunuyoruz…Acılardan,sevgi duyulabileceğini de öğrendik…Daha öğrenecek bir çok yaşam var…Gözyaşlarımız,Tebessüm için satılık diyoruz…Ve karşılığı sadece Tebessüm…” dediler… Tebessüm,bütün köy halkına bakıp:”-Hepiniz,ayrı birer Küçük Bilgesiniz…Unutulmuş Hayatlar köyü değiliz artık…Köyümüzün adı :” - KAZANILMIŞ YAŞAMLAR” köyü… Her biriniz,kazanılacak yeni bir yaşam için,her gece gözyaşı dökünüz…” dedi…
Kazanılmış Yaşamlar köyünde güne her sabah,yeni bir gökkuşağı ile başlanıyor… Herkes,her gözyaşının yeni bir mutluluk hikayesi olduğunun inancı içerisinde,gözyaşlarını toplamaya başlıyor…Yaşamak:Gülümsemektir düşüncesi ile yaşanılıyor…Ve her yeni kazanılacak yaşamın,aslında yeni bir Tebessüm olduğunun ve her yeni Tebessüm’ün,aslında Küçük birer Bilge olduğunun erdemiyle yaşanılıyor…
Peki ya siz?… Küçük Bilge misiniz?…
Esat AYTAN







