Ekleyen : Barış Akbalı
Tarih : 15 Mayıs 2008
Kategoriler : BeyazPerde, Editörden
Yorum Sayısı : 9
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.

Sanırım bu filmi izlemeyen kalmadı, şayet izlemeyenler varsa hiç durmasınlar bence !.. Uzun zaman önce gösterimi olan film ve hatta tv’lerde bile yayımlandı, uzun zaman geçmiş ama sen yazıyorsun “neden” diyenler olur… Dün gece kardeşimle beraber yeniden izledim filmi, onun izlemesini istediğim için ve bir kez daha anlıyor insan aşk’ın bu şekilde olmasını… Yani aslında birini çok sevdiğini onun bilmesinin hiç bir önemi olmadığını çünkü o bilince senin onu ne kadar çok sevdiğini, günümüzdeki ilişkilerde çok basitleşiyor ve kaçma-kovalama işine dönüşüyor. Seveceksin kardeşim dünyayı dolu dizgin ama o bunun farkında olmuyacak. Film hakkında kısa bir bilgi özetlemek gerekirse; Mathilda, New York’ta yaşayan ailesi dağılmış 12 yaşında küçük bir kızdır. Ailesini sevmeyen Mathilda için en değerli varlığı küçük kardeşidir. Babası uyuşturucu işlerine bulaşınca mafya ailenin tüm bireylerini öldürür. O sırada alışverişte olan Mathilda ise olaydan kılpayı kurtulur ve Leon’un kaldığı daireye saklanır. Leon ise çok soğukkanlı bir katildir. Ancak Mathilda’ya karşı içten bir sevgi besler ve ona kol kanat gerer. Aslında babalık, arkadaşlık gibi kavramlar ona çok yabancıdır.


Film’in bendeki etkisi yüzünden Leon’dan Mathilda’ya yazdığım bir mektup vardır. Yazdığım mektubu okurken dilerseniz film’in müziği olmuş bir şarkıyıda dinlemiş olun. Unutulmaz şarkı haline gelen Sting “Shape Of My Heart” isimli şarkıyı ben Sugababes grubundan ekledim çünkü ben “Keisha Buchanan” çok seviyorum (:

Akıp giden hayat, hep akıp gidiyor işte. Ben tutmaya çalıştıkça, o bir yumak olmuş yuvarlanıyor sürekli. Ben uğraştıkça dolanıyorum, dolandıkça boğuluyorum. İntihar mı bu?

Bazen saatler hediye ediliyor insanlara. Su gibi akıp giden anlardan geriye, bir kaç damla gözyaşı, bir kaç kırık dökük cümle kalıyor sadece. Şimdi ne kadar düzgün yazmaya çalışırsam çalışayım cümlelerimi, kırılıyorlar. Ne kadar yapıştırsam kelimelerimi, durmuyorlar, sana koşuyorlar…

Durma, git! Sen ne kadar uzaklaşırsan benden, içimde, damarlarımda hissedebiliyorum seni. Uzaklaştıkça hücrelerimin içine giriyorsun. Senkronize uyuşukluklar, monoton acılar arttıkça, hayat damarları koparılmış bir kalp gibi, boşluğa pompalıyorum artık kanımı. Nereye akarsa aksın, boşver… Sen böyle uzaklaşmışken bedenimden, ruhumdur seni yaşattığım… Bedenim mi? Ölecek elbet sen gidince…

Durma, git! Kalbimin ucuna kramplar asıp, ve dudağımın kenarına bıraktığın son bir damla gözyaşımı armağan edip bana, yürü sadece. Bakma arkana ne olur… Çünkü her arkaya bakış, geri dönüş çağrısıdır bilirim… Ben hep dönmek istesemde sana, yapamam, direnirim…

Yaşlanıyor artık sevdalar, aşklar… Koca bir çocuk oldum şimdi yokluğunda. Acılarım artık, sallanan sandalyelerde tükenmeyi bekliyorlar. Yeni yeni acılar doğurdukça ben, onlar torunlarına benden kalan hikayeleri anlatıyorlar. Ben amaçsız bir dünyanın aracı olurken, yalnızca hikayelerdeki amaçsız, üçüncü tekil kişileri oynayabiliyorum. Sen hep “sen” olurken, anlıyorum ki, sen aynı zamanda “ben” de olmuşsun… Sen gittiğin zaman, bende gitmişim. Sen yoksan eğer ben de yokum. Hikaye aralarında anlatılan bir kahraman olurken ben, ve acılarım torunlarına benli hikayeleri anlatırken, ne sen kalmışsındır, ne ben!

Bomboş odalar benim kaderim, sen kalabalık şehirlere kur evlerini. Yeni yeni insanlarla, yeni yeni hayatlara başla. Yeni yeni sevdalar keşfet. Belki herbiri beni senden daha mutlu edecek, ama kimse, seni benim kadar sevemeyecek!

Yırt bütün elbiselerini… Kokumu sindirdiğim, dudaklarımı değdirdiğim hatıraları birer birer yok et. Yak… Kül olup yanarken oturup karşısına, sadece beni gör alevlerde. Duman duman kokarken, son bir kez is olayım gözlerinde. Son bir damla aksın sonra, ve etrafına “gözüme is kaçtı” yalanını söyleyebilesin, herkesin seninle olduğu yerde! Korkma, kimse bilmeyecek benim bir is olduğumu, yalnızca gözyaşlarında saklanacak, ve her daim, sen ne zaman ağlasan, bir yıldız gibi parlayacak!

Sök içinden beni… Durma, parçala bütün hayallerini. Yakamam dediğin, ve yakamadığın fotoğraf karelerini, yok edemem dediğin, dudağının kenarına iliştirdiğin tebessümlerini, ısıtamam dediğin, sürekli üşüyen avuç içlerini, ve ne varsa bana dair, koyabiliyorsan koy işte yerine başka birini… Sök içinden beni!

Yapabiliyorsan eğer, gel öldür beni! Ama unutma, ben eğer ölürsem, ruhumdur seni saklayan, içimdeki sen, her daim yaşatacaktır beni…

Şimdi dön arkanı, git…

Şimdi dön arkanı, bit…