Mavi Camlı Meyhane

Düşünüyorum olmuyor sonra tekrar düşünüyorum… Tam olacak gibi oluyor, sonra yok oluyor. Uzatıyorum elimi tam tutacak gibi oluyorum sonra tökezleyip düşüyorum şehrin ıslak kaldırımına… Bir dahakine diyorum kendi kendime ve kafamı öne eğip sokak lambalarının eşliğinde yürüyorum… O mavi camlı meyhaneye yanaşiyorum… Gökyüzünde ki yıldızlar göz kırpıyor bana… İçeri giriyor her zamanki köşeme çekliyorum… Rakı diyorum rakı getir bana… Bir yandan yine gözüm yukardaki yıldıza ilişiyor… Ne demek istiyordu acaba neler fılsıldamak… Sonra “buyrun efendim” diyor garson çocuk ve biraz su biraz buz katıyorum… Of diyorum kendi kendime şu masada seninde bir kadehin olsaydı… Tokuştursaydık ölümüne… O an unutsaydık herşeyi bir sen ve birde ben kalsaydım masadaki düşlerimizde… Baksaydık gözlerimize uzun uzun… Bu bitti deseydin… Bir kadeh daha doldursaydım bardağına… Tam ağzına götürecekken kadehi, birden aklına gelseydim…
Neler oluyor bana yine yıldıza gitti gözüm… Hey yıldız söyle artık ne söyleyeceksen yoksa sarhoş olacak ne seni dinleyebilecek nede aşağılardan gelen kadeh seslerini duyabileceğim… Bana cevap verircesine gökyüzünün karanlığına kaydı… Karıştırdım acaba hangisiydi benim yıldızım, hangisiydi bana bişeyler söylemek isteyen… Bakıyorum iyice ama ayırt edemiyorum…
Sende kayboldun be güzel yıldız, tıpkı düşlerim gibi… Bardağıma bakıyor ve az kalmış diyorum… Ne zaman bitmişti ki bu… Durmuyor işte velet şişede durduğu gibi…








Ağustos 19th, 2008 - 20:37
hayallerde durmuyor ya durduğu yerde..
hayalsiz kaldığım,nefessiz,sessiz kaldığım yerdeyim…
uzakta çok!.