Ekleyen : Barış Akbalı
Tarih : 23 Kasım 2007
Kategoriler : Şiirler
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.
Paylaş

Eskiden bir okul vardı, Cumhuriyetti adı…
Çocukların gözleri boncuk boncuk baba kokardı.
Elbiseleri kirli ayakkabıları çamurlu
yüzleri simsiyahtı.
Patlak mavi bir topu koşuştururlardı…

Cumhuriyet okulu en görkemli aşkların asıydı.
Ve…Konservatuar geceleri çok sessizdi.
Şugar Çocuk aşkın ne demek olduğunu öğrendi.
Oda sevdi ve burada sevgisine yenildi.
Aklı sıra kederlenirde,
Sigarayı süngerine kadar çeker
parmaklarını sarartıp bir başkasını yakardı..

Elleri bu yüzden tütün kokardı.
Aslında hayata inat,
Sevdaya sarılmış ve hiç ileri dönmeyen bir makaraydı.
Çıkmayan sakalı ve bu yaşta beyazlayan saçı
Kocaman burnu
yeni terleyen bıyıklarının üzerinde
Güneşimizi gökdelenler gibi parlardı…
Üstün de benim kazağım vardı.
Ve..yanlızca sevdadan bahsedince başını dik tutardı..
Normalde kendini adam yerine koymazdı.

Şugar çocuk biraz mavi biraz vazgeçmiş
Biraz ağlamaklı birazda suskundu… ama
benim en delikanlı arkadaşımdı.

O sevda sarhoşuydu,
Hayatın en acı günlerini içmiş
benim gibi sersemlemişti…
Dünyanın dibi ve
Hayatın çiğneğip ezdiği kırçiçeği…
Yüzünü güldürecek bir anısı yoktu sevda adına.

Onunla tek ortak yanım ;
Hep sevdaya koşardı geç kalmış gibi

oysa ne geç kaldığı,
Ne gideceği,
Nede onu bekleyen bir sevda vardı…
Okur yazardı. Ekseri bana kızardı.
Kelimelerin çemberini kırıyom diye küser konuşmazdı.
Onun yüreği karları yağdıran
Bulutları barındıran
Gökyüzünden bile daha maviydi.

Onu mutlu kılan iki gerçek vardı.
Biri sevda diyeride
Gökyüzünün sınırının olmaması.

İşte bir gün o karların soğukluğu
Onu ölüme kanatlandırdı Kar misali düştü bedeni..

Hastaneye giderken sebebini soran doktora
Hayat dedim diye kızdı ve….bir hışımla
SEVDAM Diye atıldı.
Gülüştük…
Ben şugarı çok seviyordum ama o bilmezden gelirdi.
Hiç bilmediğim yüzünü benden gizlerdi.
Zayıf yanlarından nefret ederdi.

Biliyorum eyer yaşasaydı yüzünü gene gizlerdi.

“İnsan yaşadığı gibi ölür derdi”
Gerçekten yaşadığı gibi öldü.
Sanki yorgun bir gününde uykuya daldı…

Ve…ondan geriye miras
Mürşit bir sevda masılı kaldı…
24/mart/2002