Ekleyen : İrem HAMAMCILAR
Tarih : 26 Nisan 2008
Kategoriler : Denemeler, Editörden
Yorum Sayısı : 2
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.
Paylaş

Ufacık bir köşede sıkışmış bekliyorum.Aklımda bir sürü düşünce.Saniyede milyarlarca şey geçiyor belki aklımdan.İkinci saniyede her şeyi unutuyorum ve bir milyarlarca düşünce daha geliyor aklıma.Tam anlamıyla bir zihin karmaşası yaşıyorum.Sonra düşüncelerimden biri oltaya takılıyor. O an aklıma vahiy gibi unuttuğum ‘ben’ geliyor. Çevremdekilerden yediğim onca kazık ve karşısında tuhaf bir biçimde kendimi yıprattıklarımı hatırlıyorum.Ama alışmış olmalıyım ki bu beni pek etkilemiyor.Sonra duruyorum. Başımı havaya kaldırıp gözlerimi kapatıyorum. O lahzadan kelli kum taneleri havada donuyor. Her şeyin sorumlusu benmişim gibi hissediyorum. Başımı indirdiğimde kum tanecikleri olağan hareketlerine devam ediyorlar.Başlıyorum yazmaya. Birilerine dert anlatmak değil amacım.İçimdekileri döküp malzeme çıkarmak.Zaten herkes hayatıyla malzeme olmuş,ben içimi dökmüşüm çok mu? Beni meczup sananlar oluyor.Çokta umurumda.Oturup bir şeyler söylüyorsam,kılı kırk yarıyorsam kime ne?Kimse benim umurumda değilken ben niye birilerinin umurunda olayım? Aniden bir müzik duyuyorum.İçim titriyor.Kimsenin duyamadığı ve yalnızca beynimde yankı yapan bir müzik.Uçtuğumu sanıyorum.Gözlerimin önüne karanlık bir renk cümbüşü geliyor.Havalardayım sanki.Yinede hiç tanışmadığım kadar karanlık.Oysa ben karanlıklara alışığım.En diplere,zeminkatlara,bodrumlara.Hayallerimi karanlıkta kuruyorum bilerek.Çok kişinin korktuğu için inemediği en derinlerde.Çünkü biliyorum ki hayallerim hiçbir zaman gerçek olmayacak ve ben aldırmadan hayal kurmaya devam edeceğim.Benim yaşımdakiler karanlıktan korkarlar.Cinler çıkar,öcüler yer diye.Korkmama gerek yok.Çünkü ben onlarla yaşamaya alışkınım.Hiç farklı gelmiyor birilerinin kalplerinin tuz-buz olması.Çünkü benim kalbim zaten öyle.Bin parçaya bölünmüş,her bir parçası binbir yerde.Ama ben yinede hissediyorum.Aşk,sevgi,mutluluk dışında tüm kötülükleri kendi bedenimde hissediyorum. Bir çocuk ağlaması duyuyorum.Aklıma annemin cennetinden pisliğin tam ortasına düşüşüm geliyor.Aldığım ilk soluğun etkisiyle başlıyorum ağlamaya.Biri de kalkıp beni cennetten çıkarttığı yetmiyormuş gibi ‘şaap’ diye indiriyor bir tarafıma tokadı.Acıyı hissediyorum.Bu arada fark ettimde acı çekmekte bir kötülük yok.Kimse anlamasa öyle yada böyle hepimiz doğduğumuzdan beri acı çekiyoruz.Acıdan kaçmaya çalışanlar daha çok acı çekiyorlar.Acı çektikçe olgunlaşıyoruz ve şakaklarımızdaki çizgiler biraz daha belirginleşiyor.Her acı ayrı bir deneyim,ayrı bir nasihat.Neden bir kötülüğü olsun ki?Belki de alışkanlıklarım canımı yakmıyor diye böyle söylüyorum ama acı olmazsa hayatta bir eksiklik hissetmez miyiz? Olgunlaşmaktan bir haber,hepimizin otuz iki dişi meydanda,mutluluk nereye kadar?..

İrem HAMAMCILAR