Neyi Öğrenemedik
Doğmayı öğrendik, yaşamayı öğrendik, ağlamayı zaten doğarken kabul ettik, gülümsemeyi öğrendik
Aşka düştük, sevgiyi yaşadık, aldatıldık.
Acıyı ve tatlıyı tattık. Yaralandık, kanadık, kandık, kanattık.
Susmayı öğrendik; bağırmanın ne kadar da kötü olduğunu yaşayınca…
Dinlemeyi öğreniyoruz hayatımız durulunca, dua ediyoruz mu Evrenin sofrasına kurulunca.
Kalkmak zordu düştüğümüz yerden ama dimdik durmanın tadına varınca zorluğu sevdik.
Mevsimler gibi hayatımız; çok iyi şey ve çok kötü şey çok uzun sürmez devamlı yaz yok, hep süren kış yok. Her şey bi dengede. Neydi bizi bazen fazla tutan bir şeyin içinde? Neyi öğrenemedik tam olarak, neyi öğretemedik…
İyi öğrenmeyince iğreti duruyor üzerimizde, bol veya dar gelen bir elbise gibi, aynaya baktığımızda bizi yansıtmıyor…
Ayna ters mi gösterir? Aynaya bakınca gördüğün sen gibi görür karşında ki seni…
Hep tuvalet aynasından bakamazsın ki kendine yanındakine.
O ayna başka ayna, içini gösterir, karşındakini gösterir.
Görmek için; insan olmak gerek, kendini aşmak gerek, bütün sembollerden gerçeğe uzanmak gerek…
Neyimi öğretemedik, öğrenemedik sözlerimi tekrarla.
İnsan olabilmeyi, sınırları korumayı, yaşamın, yaşatmanın, sırlarına erişmeyi, kıymet bilmeyi, katıksız sevmeyi, merhameti
Şairin dediği gibi “geç değil bir şey için hiçbir şey”







