Ekleyen : Ebru Bulut
Tarih : 1 Mayıs 2008
Kategoriler : Editörden, Mektuplar
Yorum Sayısı : 1
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.

Durgun ve sessiz kelimeler var etrafımda
Dönüyorlar, yakalayıp okuyamıyorum…
Ben çemberin içindeyim çemberin duvarları kelimelerle kaplı
Bana bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar
Ama her kelimenin anlamını tam da çözdüm derken çemberin duvarına çarpıyorum,
Acı içinde yere düşüyorum yaralarım var onlar darbe almasın diye uğraşırken yeni bir darbe daha alıyorum
Sancılar içindeyim acılarımın doğumunu bekliyorum
Bu doğumun gerçekleşmesi kurtarır mı beni bu kaostan ve bu çemberden,
Gücüm kalmadı acılarımı doğurmak istiyorum sessiz çığlıklarımla
Yaşadığım yerde ses yok o yüzden sessiz çığlık atmalıyım.
Koşmak istiyorum çığlık çığlığa bağırarak ağlayarak koşmak ve gitmek
Ama yaşadığım yerde ses yok. Ses yok ses çıkmamalı.
Çünkü ağzımı sıkıca bağlamalarından korkuyorum
Düşün bile yasak olduğu bir kapalı kutu benim yaşadığım yer.
Adı düşsüzler ülkesi girişinde sessizlik yazıyor.
Ben istemedim ama beni oraya götürüp bıraktılar
Yapmayın diyemedim çünkü ses yok, ses yok.
Çemberin dışında bir sürü dallar var çemberi aşamıyorlar
Ben zaten çıkamıyorum
Kelimelerin anlamını çözemediğim için yaralarımı saramadığım ve koruyamadığım için
Şimdi sen elini uzatmaktasın
Beni oradan çıkarmak için çemberin kurallarını hiçe sayan ve olanca gücüyle yıkmaya çalışan sen.
Korkmuyor musun ya içine alırsa seni ya çıkamazsan
Sende biliyorsun koşmak ve gitmek gerek olanca gücünle nefessiz kalana dek,
Koşmak, gitmek, belki de seninde isteğin bu….