Özgürlük ve Özgünlük Üzerine
Adı ‚Başkalarının Fikri’dir
Büyük saygıyla anılır.
Her şeye o karar verir.
Bazıları içinse Tanrının sesidir neredeyse.
Oysa donup kalmış fikirlere sadık kalınarak,
Ne tek bir zincir kırılabilmiş, ne de tek bir
İnsan ruhu özgürlüğüne kavuşturulabilmiştir.
(Mark Twain)
Özgürlük çok göreceli ve kişisel bir kavram olmasına rağmen, onu genel anlamda kendini ifade edebilme yeteneği olarak tanımlayabiliriz. Yani özgürlük biraz da özgünlüktür. Sınırlaması ve anlatması neredeyse imkânsız bir kavram! Çoğu zaman uğruna kanlar döktüğümüz vazgeçilmezlik!
Aslında her insan kendini özgürlük bakımından kısıtlanmış hisseder; o da kendinden daha çok haklara sahip olanları gördüğünde.
Ve aslında kafasında hürriyeti kazanmış olan herkes özgürdür. Düşünceyi paylaşmak değil, düşüncenin ta kendisine sahip olabilmektir bağımsızlık.
Akıl yoluyla bulduğunuz gerçekleri sayın.
Başkasından duyduktan sonra kendi çapınızda araştırma yaparak düşüncelerinizde alıp verdiğiniz, emin olduğunuz inançlarınızdan bahsedin.
Tüm dünyanın benimsediği şeylere karşı kendi düşüncelerinizi koruyabiliyor, tavrınızı koyabiliyor musunuz?
Ya hatalarınızı, kötü huylarınızı vicdanınızla paylaşabiliyor musunuz?
Sisteme yenilmediniz ve düşüncelerinizi hizmete vermişseniz; yaşamın ta ortasında kendinize düsen rolü oynuyor ve seyirci olmayı reddedebilmeyi başarabilmişseniz, özgürlüğü kazanmışsınız demektir.
Özgürlük demek, kendin olmak demektir.
Kendini bulup ortaya çıkarmak ta, mücadele ve sabır demektir.
Özgürlük hatta bazen de yalnız kalmaktır.
Sonuçta özgürlük yanında elde edeceğiniz çok şey var: adam olursunuz mesela, saygın ve olgun olursunuz. ‚İyi ki’leriniz ‚keşke’lerinizden kabarık durur. Koyun olmazsınız dahası, kurt ta değil! Eğitici bir çoban olursunuz. En önemlisi mutlu olursunuz.
Tüm bunları yazdıktan sonra kendime soruyorum: Özgür müyüm?
Bedenim ve hareketlerim yer yer tutsaktı evet! Ya benliğim? Onu da zorla istila edenlere bırakmış gibiyim.
Kendinizi nerede unuttuysanız gidip alın. Daha fazla sizi kullanıp hırpalamalarına izin vermeyin.
Hepimiz Filistinli misali savunmak zorundayız bağımsızlığımızı.
Daha yapacak çok şeyim var diyorum içimden. Gidilecek yol uzun.. Ne var ki, özgürlük Kaf Dağının ardında saklanan bir şey değil!
Ya siz neresindesiniz bu mücadelenin?
Yazıma Ignazio Silone’nin çok sevdiğim bir sözüyle son vermek istiyorum:
Kendi kafasıyla düşünebilen adam özgür insandır. İnandığı doğrular için mücadele eden adam özgür insandır. Dünyanın en özgür ülkesinde yaşıyor olsanız bile, eğer tembel, kaba, kararsız, hareketsizseniz siz özgür insan değil, bir kölesiniz demektir. Özgürlüğü kazanmak size kalmış bir şey; onu başkalarından dilenmenin hiç bir yararı yok.







Haziran 26th, 2008 - 17:49
Ne sabahın umudu, ne akşamın hüznü, Ne yeşeren ne sararan yapraklar…Neyin tadı kendi tadı kendi tadı gibidir ki özgürlük olmadan. Ne kendisi gibidir… hiç bir şey, ne olduğu gibidir.. hiç kimse. Hangi zaman dilimi hayatın bir köşesinden iz taşır… hiç bir zaman. Bir emirle; Ayrılığın kıvamı değişir, hüznün yorumu demir kesilir… Artık ne kendini tanıya bilirsin, ne bükülen boynunu. Yokluğu sızlatır bir tek hürriyetin. Hayatında yaşamında tadı olamaz özgürlük olmadan. Elindeki çay bardağının sıcaklığını hissetmez tenin… Susuzluğunu bilmez kuruyan dudakların. Suya kanadığınıda anlayamazsın. Kendin olmaz bir başkasını yaşarsın… Yaşantın emirleri yerine getirmektir. Işıkları yakmaya uzanan elini bir el tutar.. Aynanın karşısında bile vurur yüzüne özgür olmayışın.. “Kıyafetini düzelt” yazısından ve.. gözlerinin altındaki siyah halkalardan anlarsın esareti.. Su hayattır boşa akıtma, nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak.. Bu yazıların arkası asla kesilmez.. Sende 220 volt fişi priz’den çek artık… Her şey emir küpündedir, özgür olmayanın tek başına hiç bir değeri yoktur. Özgür olmak la esir olmak arasındaki fark.. “taş olmakla insan olmak arasındaki fark gibidir” Hissedemezsin, düşünemezsin, sevemezsin. Sadece yapılması gerekenleri yerine yetirirsin. Sevinmen, gülmen, üzülmen, şaşırman hatta ağlaman bile emirlerledir. Bir heykel traşın elinde biçimlenir yüz hatların. Seni bir itaatkar bir bağıran olarak yontar… Bütün hesaplar özgürlüğe olan mesafeler üzerinedir. Ancak özgürlüğü bitenler başkalarıyla dost olabilir. En büyük özgürlük tutsak olmamaktır… Çünkü zoruna gider ; Birileri azad olurken ellerinin hala bağlı olması zoruna gider. Bir gün gelecek eşyalarını toplayıp gideceksin sen de, Geride bir yığın kötü anı bırakarak, geride bir yığın esir bırakarak. En güzel en büyük en mutlu günün olacak avucundaki özgürlük. Birden nefes aldığını hissedeceksin. Heykel traş olmadan vereceksin yüzünün şeklini. Güleceksin güleceksin güleceksin Hayat yeniden başlayacak… Çünkü; Yaşamak güzel özgürlüğün avucundaysa eğer…