Ekleyen : Kerem Yıldırım
Tarih : 7 Mayıs 2008
Kategoriler : Eleştiri
Yorum Sayısı : 2
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.

Gün geçmiyor ki bir TV kanalını açtığınız da yeni bir dizi ya da program başlamamış olsun. TV kanallarının rekabet hızlarına yetişmek neredeyse imkânsız hale geldi. Artık hangi karakterin hangi dizide oynadığını karıştırır olduk. Birçoğunuzun artık her gün bir yenisi başlayan dizilerden ve gündüz kuşağı programlarının abukluklarından bıktığını tahmin ediyorum. Bir de bu aralar bol keseden para dağıtan yarışmalar moda oldu. Sunucularının iki kelimeyi bir araya getirirken içkence çektikleri ve çektirdikleri o fevkaladenin fevkinde olan programlar var ya işte onlar… Türkiye’de açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insan varken bu tarz programların prim yapması da kaçınılmaz oluyor doğal olarak. Açılan kutulardan ya da sorulan sorulara verilecek cevaplarla götürülecek milyarlar dururken çalışmak kimin umurunda. İş varda biz mi çalışmıyoruz diyeceksiniz. Sizde haklısınız…
Şimdi konu başlığına bakıp ta yazıyı okumaya başlayanlar potansiyel suçlunun kim olduğunu merak etmekte. Ne yalan söyleyeyim bende merak etmiyor değilim. Kalemim ne yazıyorsa onu yazıyorum(Gerçi bilgisayarlar çıktıktan sonra bu kavram da çürüdü ya ben yine de arada kalem kokusunu özleyince kullanıyorum) o yüzdendir yazının sonuna geldiğimde potansiyel suçlunun kim olabileceğini bende bilmiyorum.
Bazılarınızın şuanda yeterrrrrrrrrrrr diye bağırdığını duyar gibiyim. Üzgünüm ama biraz daha meraklandıracağım sizi. İşin heyecanı da burada zaten… Hemen söylersem yazının sonunu okumazsınız. Tamam, tamam söylüyorum. Yok vazgeçtim. Şimdi R E K L A M L A R…
Ne sinir bozucu bir şeydir şu reklâmlar. Onlarsız da olmuyor elbette. Ama dizinin en heyecanlı yerinde reklâm girer ya hemen araya… zap yaparsınız bir diğer diziyi izlemek için ama anlaşmalı gibi aynı anda orada da reklâm. Eee yeni projeler için para lazım TV kanallarına. Ben kendime bir reklâm alamadığım için reklâmlar faslını burada bitirmek zorundayım.
Bu arada potansiyel suçluyu merak edip yazının sonuna atlayanlar olabilir ( Şahsen ben çok merak ettiğimde sonuna bir göz atıveriyorum. Siz benim gibi yapmamışsınızdır umarım) ortada ki kelimeler çöpe gitmeden açıklayayım potansiyel suçlunun kim olduğunu.
Sıkı durun açıklıyorum. Evet, potansiyel suçlu ‘’ SİZSİNİZ’’ Neden diye sormayın yazının sonuna geldiğimde ben bir suçlu bulamadım sizin üstünüze atıverdim.
Aslında hepimiz biraz suçluyuz. Dört kişilik bir aile düşünelim hemen. Anne TV karşısında dizi izlemekte… Baba desen muhtemelen o da anneye uyum sağlamak zorunda kalarak dizi izlemeye dâhil olmuş durumda. Peki çocuklar… Biri bilgisayar karışısın da diğeri büyük olasılıkla cep telefonu elinde sevgilisiyle mesajlaşmakta. Kısacası tüm aile fertleri teknolojinin esareti altında… Maazallah bir gün birimiz kısa devre yapsak bir üst modelimizle değiştiriverecekler bizi de teknoloji harikaları gibi. Biraz abarttık sanırım teknolojiyi takip etme modasını… Bazı şeyleri unuttuk. Konuşmak gibi. Okumak gibi. Dinlemek gibi… Arada bir soluklanmak gerekiyor sanırım. En azından uyku dışında gözlerinizi ve ruhunuzu dinlendirmeniz benden naçizane bir tavsiye…
Lafı fazla dolandırıp güzel kelimelerimi daha fazla yormak istemiyorum. Anlatmak istediğim anlaşılmıştır umuduyla yazıma burada son veriyorum. TV programlarından vakit bulup siteye uğrayarak yazımı okuma zahmetine katlanan dostlara teşekkürlerimi sunuyorum.

Son olarak kalem kurusu kadrosuna dâhil olmuş olmaktan büyük keyif aldığımı belirtmek istiyorum. Burada olabilme şansını bana veren dostlara sonsuz teşekkürler…