Ekleyen : Sercan Taşkıran
Tarih : 2 Temmuz 2008
Kategoriler : Mektuplar
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.

- Merhaba, pardon saatiniz kaç acaba?

- 7 ye çeyrek var.

- Teşekkür ederim.

Uzun bir yoldan gelmişti genç adam buluşma yerine.
Omuzlarında ayrılığın yükü vardı. Bu son görüşmeydi biliyordu.
Daha güneş doğmamışken kadıköy iskelesindeydi.
Burada buluşacaklar ve nokta koyacaklardı bir yıllık ilişkilerine.
Olduğu yerde kısa adımlarla dönüp duruyordu genç adam.
Cebinden sigarasını çıkarttı.Midesi isyan ediyordu artık,umursamadı.
İnsanlar yavaş yavaş akıyordu iskeleye doğru.Herkes bir koşuşturma içindeydi,oralı olmadı.
Gelecek olan genç kızı bekliyordu kaygısızca.
Söz vermişti.Tam burada buluşacaklardı.
Gözlerinde akıp giden koskoca bir senenin buğusu vardı.Geçiştirmeliydi bunu,öyle de yaptı.
Bir başkasına yaklaştı bu sefer.Saati sordu.
- 7:15… dedi gazete satan bir genç.
”Gelmek üzere” diye iç geçirdi genç adam.Bu sefer etrafına daha dikkatli bakınıyordu.
Gözleri yorgun ve uykusuzdu.
Arkasına döndü.Şöyle bir göz gezdirdi istanbula.
Bulutlara baktı.Ne yaşayacaklarını bulutlar anlatıyor gibiydi.Ümitsizdi.
Genç kadın hiçbir açık kapı bırakmamıştı ilişkilerine dair.
Bu durum,midesine ve ciğerine katlanılmaz ağrılar saplıyordu ama onu görecek olmanın heyecanı
ile erteledi sancılarını.
İnsanlar daha da yoğunlaşmaya başlamıştı ki.Birden onu görür gibi oldu.
Anlatılması güç bir andı genç adam için.Kalbi ölesiye çarpmaya başladı.
Ayaklarında ki titreme,hızlı adımlara dönüşmüştü.Karşıdan gelene biraz daha yaklaşmıştı ki.”Hay
aksi” dedi.Bu o değil.Oysa ne kadar çok benziyordu ona.
Nedense son günlerde herkesi ona benzetiyordu.
Gelmek üzere,birazdan gelecek düşünceleri ile sabırsızlaşırken karşıdan genç kızın geldiğini gördü.
İyi tamam hava soğuktu da genç kadının suratında ki soğuk ifade de ne oluyordu.Bozuntuya vermedi.Gülümsemeliydi.Gülümsedi.
Genç kadın çok severdi gülümseyen bakışlarla kendisine bakmasını.Ama bu nasıl bir nefrettir ki suratına dahi bakmamıştı genç adamın.
”Ne konuşacaksak konuşalım,derse gecikicem” dedi.
‘’Lanet olsun dersine ben seni özledim..’’ dediyse de genç adam bunu ifade edemedi.
‘’Gel birer çay içelim..’’ demekle yetindi.
Kadıköy iskelesinin yanında bulunan cafeye oturdular.Genç adam bir daha göremiyecek olmanın hüznü ile bakıyordu kızın gözlerine.
Konuşmaya başladılar.Genç adam yolculuk boyunca uyumamış ve ne konuşacaklarına dair bir konuşma metni hazırlamıştı kendince..Huzurluydu.En azından umutlu..
Önce kadın başladı konuşmaya.O konuştukça,gece boyunca düşündükleri bir bir yıkılmaya başladı deprem yemişçesine..
Duyduğu sözleri kendine yedirmeğe çalışıyordu genç adam.Zaten öylesine bitkin ve halsizdi ki.
Genç kadının ağzından çıkan her cümle bir balyoz gibi suratına yapışıyordu.Sustu ve dinledi.
Konuşma hakkı verilmeyen idam sehpalarında ki cesede benzetti kendini.
Genç kadın durdurak bilmeden,ilişkisinde yaşadığı kötü olayları dile getiriyordu.
Genç adam ne yapsın?
‘’Evet,hıhım’’ haklıydın gibi yanıtlar vererek genç kadının masadan kalkıp gitmesini istemiyordu.
Ona o kadar çok alışmıştı ki.Bir yıkım olacaktı bundan sonra ki yaşam.Bunları düşünmemeliydi genç adam.En azından şimdilik.Dikkatini genç kadına verdi.
Kadın devamlı bir şeyler anlatıyordu.
Ama genç adam bir kulağı onda olmasına rağmen genç kadının yüz hatlarını beyninin en ücra köşelerine bir nakış gibi işliyordu.Ona o kadar çok sarılmak istiyordu ki.
İstese yapabilirdi ama kendi hevesini kendi kursağında bıraktı.
Bir ayrılık tecellisi göstermek istedi kendine.
Birer çay içtiler ve yanında sigara.Bir sigara içimi kadar süren konuşma da bitirdiler onca anıyı,alışkanlığı,hatırayı…
Çay bardağından son yudumu aldıktan sonra,iğnelerle tüm vücudunun delinmiş olduğunu hissetti genç adam.
‘’İstersen kalkalım’’ dedi genç adam.
‘’Sen bilirsin’’
‘’Şey dersine geç kalmanı istemiyorum sana söz vermiştim biliyorsun,dersine geç kalmayacağın konusunda..’’ dedi genç adam..
Dışarı çıktılar.
‘’İstersen bineceğin otobüse kadar eşlik edeyim’’ dedi
‘’Hayır!.’’ diye karşılık verdi eski sevgili..
Artık eski sevgililerdi.Brbirlerine sımsıkı sarıldılar.Onca anıyı,yüzlerce hatıranın içinde yaşanan emanet hakkı helal etti genç kadın bir çırpıda..
Ve arkalarına dönüp ayrıldılar..
O günün üzerinden çok uzun bir zaman geçti..Ve bir daha da genç adam ayak basmadı istanbula…
Nereden biliyorsun derseniz?Biliyorum çünkü o adam bendim…

Sercan Taşkıran