Deniz

Bana anlat diyorsun da…
Ne anlatayım sana…
Küflü bir öykü sadece.
Yüksek faizli mutluluklar serpiştirilmiş olan bir öykü.
Devamında haczedilen bir öykü.
Anlatacaklarım kirletir o engin maviliğini.
Sen boş ver benim fırtınalarımı dinlemeyi.
Sen anlat istediğin rüzgârlarda.
Taa uzaklardan geldim bir bahar bayramında.
Beni sana getiren o otobüsümün camında.
Sen baharını yaşat bana.
Balıkların kabul etsin karabataklarımı.
Tamam, arada yağmur da yağsın ama
Gökkuşağı saçsın tüm renklerime sonra,
Yani kara çalan o rengime aslında…
Bana anlat diyorsun da…
Ne anlatayım sana…
Gittim geldim kırıldım.
Sigara dumanıyla tokuşturdum sessiz harflerimi,
Sesi çıkamayan harflerimi.
İşitebildin mi?
Meze yaptım gözyaşlarımı yanına o dinlediğim şarkı tadında…
Hiç bilmediğim bir yolculuğa çıkart beni hadi,
Onca yolculuklarımın arasında.
O sonsuz enginliğe doğru yelkenlin ile
Hiç bilmediğim o sükûnete doğru…
Yok yok!
Sen en iyisi konuna al beni.
Ama herkesi aldığın gibi değil.
Yazın herkese verdiğin davet gibi değil.
Tıpkı denizkızının sana olan aşkı gibi.
Taa derinine al.
Sar.
Tuz bas yaralarıma.
Sakla beni.
Ancak sen deniz,
Ancak sen…
Sen alabilirsin o içimin karasını.
Ancak senin o enginliğin.
İşte o zaman anlatırım.
İşte o zaman sadece sana…
Saadet Zorlu


















