Ekleyen : Kerem Yıldırım
Tarih : 25 Mayıs 2008
Kategoriler : Şiirler
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.

En beter sınırın kapısındayım
Sınırın ötesi mutluluk
Berisi acı
Ama nasıl geçeceğim
Nöbetçi gece
Gecenin süngüsünde ayrılık
Her tarafı mayın tarlası
‘’ Dur yabancı parolayı söyle’’
‘’ Parola mı? Bilmiyorum ki’’
‘’ Çek git buradan’’ diyor gece
‘’ Gidemem geçmeliyim gece’’
‘’ Olmaz’’ diyor inatla ‘’ Git buradan yoksa vuracağım yüreğinden’’
‘’ Ben zaten vurulmuşum gece. İzin ver geçeyim’’
Gece doğrultuyor süngüsünü üzerime. Vurdu vuracak neredeyse. Dönsem geriye. Dönemem ki. Dönüşüm yok ya geçeceğim ya da şehit düşeceğim gecenin süngüsünde.
‘’ Dinle beni gece’’ diyorum. ‘’ Anlatayım sana kendimi’’ Oralı bile olmuyor. O da haklı kendince. Kim bilir kaç kaçak geliyor önüne.
‘’ Ne olur gece bir şans ver bana. Anlatayım sana kendimi. Yine olmaz dersen vur beni sesim çıkarsa namert olayım.’’
Gece kararsız. Düşüncelere dalıyor. Sonunda;
‘’ Tamam’’ diyor gece. ‘’ Konuş’’
‘’ Ben…’’
Sesim çıkmıyor. Dilim dolaşıyor. Gecenin süngüsü hala üzerimde…
‘’ Tanrım yardım et bana ‘’
Bir anda olan oluyor. Dile geliyor her şey.
‘’ Onun yüreği kırık, geçmezse sınırı ölecek’’ diyor yıldızlardan biri.
Sonra toprak konuşuyor; kaldırmış başını kendinden emin…
‘’ Ben yıllardır taşıyorum onu üzerimde. Bir gün olsun incitmedi beni. O hak ediyor geçmeyi izin ver ona gece’’
‘’ Onun bir suçu yok. Ben söyledim ona buraya gelmesini’’ diye gelip geçiyor rüzgârın sesi.
‘’ Olmaz’’ diyor gece. Sinirleniyor bir anda ‘’ Kurallar var. Her önüme geleni salarsam öteye mutluluk kalmaz öteki şehirde’’
‘’ Hadi ama gece… Sen ki kimleri geçirdin buradan öteye. Biz şahidiz hepsine’’ diye söze giriyor bulutlar. ‘’ Sen bu kadar gaddar olamazsın. Ne oldu sana böyle’’
Susuyor gece… O da haklı kendince.
Kalın bir ses yükseliyor göğe doğru… Herkes sesin geldiği tarafa çeviriyor gövdesini. Eğiliyorlar önünde. Bir tek gece dimdik tutuyor gövdesini.
‘’ Bilirsin seni günahım kadar sevmem diyor ‘’ sesin sahibi. Sesin sahibi güneşin ta kendisi… ‘’ Sen benim gündüzlerimin düşmanısın. Ama ne olursa olsun aynı kâinatın tanrısına hizmet ediyoruz ikimizde. Ve ilk kez senden bir şey istiyorum gururumu çiğneyerek. İzin ver gece bu yüreğe. Kırma beni… Kırma onun için dile gelen yıldızları, bulutları, rüzgârı ve toprağı… Unutma ki seninde saltanatın ben doğana kadar. Elbet seninde işin düşer birimizden birine.’’
Gecenin yüzü allak bullak, kafası karmakarışık… İndiriyor süngüsünü üzerimden.
‘’ Hey âdemoğlu sen ki tüm dilsizleri dile getirdin, güneşi benim önümde eğdirdin bundan böyle gece senin emrindedir. Mutluluk şehrine hoş geldin. ‘’

Tüm dile gelen dilsizler sevinç içinde. Bulutlar gözyaşlarını döküyor mutluluktan. Yıldızlar gülümsüyor ışıl ışıl. Toprak, bulutların gözyaşıyla coşuyor. Rüzgâr, kıpır kıpır raks ediyor.
Güneş açıyor tüm renklerini. Gökyüzünü maviye boyuyor.

Teşekkürler gece…
Teşekkürler benim için dile gelen bulutlar, yıldızlar, rüzgâr ve toprak…
Teşekkürler benim için tüm gururunu geceye çiğneten güneş…

Ve elimde sevinçlerimle dolu bavulum. Tüm hüzünlerimi ardımda bırakıp geçiyorum sınırdan. Mutluluk karşılıyor beni. Kucaklıyor hasretle.
‘’ Hoş geldin âdemoğlu mutluluk şehrine.’’
‘’ Hoş bulduk…’’