Ekleyen : Barış Akbalı
Tarih : 23 Kasım 2007
Kategoriler : Şiirler
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.
Paylaş

Yüreğimin kapısına doğru gelen ayak seslerini dinliyorum.
Her gece bir cinayet işliyorum. Ben’lerden biri daha ölüyor her gece.
Ölen de, katil de, firari de ben oluyorum.

Papatyaları seven masum duruşum, Yusuf’un düştüğü kuyuda,
Züleyha’nın aşkını sorgularken,
Sebepli sebepsiz düşler kurmaya hazırda duran
ben’i infaz ettim dün gece…

Bu gece, mavi kanatlı kelebeklerime koza ören ben,
ellerimde can çekişiyor.

Sus…
Sustum…
Bir sebepsiz yağmur yağdı kirpiklerime.
Sustum.

Kapkara bir denizin dalgalarında sakladığım küllerim,
yaktığım gemilerimden kalma.
Ben, beni öldürmeye başladığımda saat,
yalnızlığı insanlar vardı.
Şimdi saat, yalnızlığı ben geçiyor.

Ölü biri nefes alıyor bedenimde. Konuşuyor, susuyor, yazıyor…
Ölü biri, yürüyor kalbimin kapılarına doğru.
Ayak sesleri daha çok yaklaşıyor.

Susuyorum… Tüm acılara, tüm yalancı sevdalara kan kusuyorum.
Dudaklarımda susuyorum, içimden yavaş yavaş ölüyorum.

Herkes kendince bir öykü yazıyor, benim ellerimden.
Ellerim beni yazmaktan muzdarip duruyor.
Yetim kalmış bir duygunun, sözcüklerinden düşlere giderken,
bir kez daha can çekişiyor ellerimde, kendim.

Su yorgunu gözlerim, tuz yorgunu yüreğim kadar acımadı,
eski zamanlarla ben arasında duran, o sisiten ,
o ayazdan, o soğuktan…

Ölüyorum yavaş yavaş, Ölüyor yüreğim. Ölüyor duygularım.
Faili meçhul bir ölü olup dolanırken,
hatırlamadığım suratların içinde,
kimse Azrail kadar ölümümden sorumlu tutmuyor kendini.

Kimse, Azrail kadar, ”Katilim ben!” diye haykıramıyor.

İşte şimdi sus…
Evet tamam sustum!