Ekleyen : Ödül Kılıçoğlu
Tarih : 2 Temmuz 2008
Kategoriler : Denemeler
Yorum Sayısı : 10
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.
Paylaş

Bir bankın üzerindeyim. Hiç olmadığım bir şehirde… Bulunmadığım, görmediğim manzaranın büyüsüne kapılmışım yine hayaller benle. Onlar beni hiç terk etmediler hemde hiç. Dalmışım martıların sesine rüzgârın uğultusuna kapılmışım, denizin derinliklerinde balık oluyorum bazen özgürlüğün dibine vuruyorum. Görmediğim denizin görmediğim zemininde yüzüyorum En dipteyim şimdi vurgun yiyiyorum Vücudum kanıyor. Suyun tüm temizliğin duruluğunu bozuyorum akan kanla, oluk oluk kan kirletiyor denizimi yine ben yapıyorum En yakın sensin derler ya, en yakın ruh sensin, en yakın limansın gemilere… Hala bankın üzerindeyim. Hava çok soğudu, üşüdüğümü hissediyorum. Bulunmadığım şehrin bulunmadığım rüzgârıyla… Tek tek geçiyor insanlar, daha yeni fark ediyorum bazı şeyleri. Telaşlı tüm yollar, tüm kaldırımlar biraz onlara dalıyorum. Yine hayallerime dalmışım. Fikirler yürüttüm ama… Yollar sakinleşmedi. Şimdi büyük bir rüyada gibiyim. Okadar şey istiyor gibiyim ki aslında çok az şey gibi kimi insana göre… Saniyeler korkutur bedenimi, geçen dakikalar vücudumda derin yaralar açtı. Yaralar hala geçmedi… Geçecek gibide değiller. Yüzüm buz tutmuş gibi şimdi. Birden gelen dalga yüzüme çarpıyor. İçim sanki boğuluyor… Rüyalar geride kaldı, hayallerimde. Gözümü açıyorum önce gökyüzüne bakıyorum hava kararmıştı artık. Sonra yine dalmak istiyorum masallarımın içine ve denize bakıyorum. İşte olan olmuştu artık, korktuğum şeyler olmuş tek tek ben rüyadayken. Şimdi gemiler kalkıyor tek tek bana inat bense limandayım.İçim buruk ama ayağı kalkıyorum gidenlere,gemilere,batan güneşe el sallıyorum.Gemiler, içindekiler, dumanı kalıyor geriye şimdi birde ben… Zamanla yayılan dumanda temiz havada kayboluyor. Kendime bir köşe arıyorum. Gözlerim ağlamaklı önce ayaklarımı suya dönük oturuyorum. Gözyaşım damla damla suya düşüyorum. Kirletmek istemiyorum acımla, boğmak istemiyorum. Ayağı kalkıp bir iki turluyorum. Sabahın en erken saatlerinden beri yoldayım, sokaktayım, ordayım, buradayım… Sabah işine gidenler çoktan evine dönmüştür. Simitçiler sattıkları simidin parasıyla eve giderken, mendil satan çocuklar yorgun düşmüş bir kuytuda yaktıkları ateşle ısınırken… Sabah doğan güneşi batırmışken, doğan Aynı ışıltısıyla dibine oturabileceğim bir ağaç buluyorum, oturuyorum. Çok sessiz bu ağaç oda üzgün biliyorum o da gözyaşı döküyor. Yaprakları üzerimde titrerken. Yaşamın sahteliğine karşı gözümü kapatıp burada yatmak, ölmek istiyorum soğuktan belki, gidecek bir yerim olmasın diyorum, konuşacak gülecek yakınlarım olmasın istiyorum. Hayallere tekrar kendi masallarıma dalmak istiyorum. İnsanlar yine sokaklara düştüler. Dikkatim dağılıyor. Kimi yediği kalorileri yakmak için, kimi girdiği yoğun temponun yorgunluğunu stresini atmak için, kimi bu kalabalıktan yararlanıp birkaç parça mal satabilmek cebine ekmek parsı koymak için gece çalışan seyyar satıcılar, kimi bunların ekmeğini kursağında bırakmak için yola çıkmış zabıtalar… Sürekli aynı değil mi? KISIR DÖNGÜ Masalımı istiyorum ağacın altında oturup, dalmak istiyorum… Ama ağaç bile istemiyor beni. Dışarı verdiği gaz bile bana yaramıyor ciğerlerim karbondioksit gazı ile doldu vazgeçtim artık anladım diyorum. Demiyorum aslında. Bir dürtü var içimde artık YETER… Masalda bitti rüyada, yaşamda. Gözümü artık açamıyorum. Üzerimde dualar okunuyor. Toprakla buluşuyorum, sevdiğim denizin suyuyla yıkanıyor onla gidiyorum. Üzerime gelen toprak ve su… İnsanlar yine gidiyor ve ben artık masalıma son veriyorum.
NEDE OLSA YAPRAĞIN KADERİ DÜŞMEKTİR