Ekleyen : Barış Akbalı
Tarih : 23 Kasım 2007
Kategoriler : Şiirler
Yorum Sayısı : 0
Yazıya, Yorum Yapabilirsiniz. yada Geri izleme yaparak sitenizde yayınlayabilirsiniz.
Paylaş

Yılgın bir solukla gecedeyim yine.
Gün kıyısına iliştirdim birbirini çelmeleyen düşlerimi.
Gecede kendimi dinlemedeyim yine.
Duymaya alıştım ama dilini çözemiyorum kentimin.
Bazen rüzgarca konuşuyor gözüme kaçan çöpte farkettiğim.
Bazen de yanaklarımı delen yağmurca.
Damla damla sabır dilenip iliklerime kadar yanıyorum sonra.
Bir söylence mi yoksa en karanlık gecelere sökülen şafak?
Bir efsane mi bütün karanlık karşıtları? Öyle değilse eğer,
neden hiç görmedim?Ölü kandiller yürürken kentime ben nerdeydim?
Edinimlerimden dilime akacak bir cevap beklemedeyim, yok.
Düzenin çapulcuları alan talan etmiş düzgüsel beynimi.
Şimdi ne bana çözüm, ne kendine düğüm, kimse yok.
Bazen yüreğimin savcısı oluyorum beynimde, bazen de bir sanık.
Ama bir hakim olmadım sana tutuklu kentim.
Biliyorum, çentik bıçakla kazınmaz çerçöplerim istilasındaki kalbim.
Ama ümidi ümit etmekten de yoruldum.
Ey isyanı kelepçeleyen sabır, tez gel!
Çalakürek karanlık yanaşıyor içimin rıhtımına.
Ey ıssız dilime sükun!
Yutamadığım bir çiğnemlik güven kaldı kederej insanlığa.
Ey karakutu, ey kent!
Söylesene neden dallar yerine damlara konuyor artık kuşlar?
Neden penceremi açmadan odama girmiyor ezanlar?
Çözemediğim ne çok düğüm var…
Yokluktan intiharlar büyümedeyken,
varlıktan umarsız keyfiyet düşkünleri neden?
Bilmem kaç tane meyus yürek,
angaryacılara kanıyorken ya masum bedenler,
onlar niye kanıyor? Hesap ver ey oyunbozan!
Benimle kim oynuyor?