Yokluğuna Alışmak Büyük Meziyet
işte yine örülüyor hasret duvarları üstüste
yokluğuna hapsolduğum zamanlarda senin hüznünle kalemimdeki mürekkebi yoğuruyorum yalnızlığıma inat,
birlikte geçirdiğimiz güzel günler gelir aklıma her cümle ve her hecede,
oysa ne kadarda mutluyduk ışıklı palmiyelerle süslü new york misali bu küçük şehirde,
her buluştuğumuzda elimizdeki mutluluk bayraklarını dalgalandırır,tutkuyla bakardık gözlerimizin içine,
çocuklarımızın ismini bile koyardık masumane ve utangaç gülücükler eşliğinde,
aah sevgili,yokluğuna alışmak büyük meziyet oldu artık bu şehirde
yokluğuna dayanmak büyük meziyet.
hasret duvarları bir bir yükseliyor
mutluluk bayraklarıysa çoktan dalgalanmaz olmuş artık,
yokluğun bir çığ gibi büyürken yüreğimde,
sigara dumanı altında odasını toplayan bir şair oldum,
aşkına,sevgine,yüreğine
bir sigara bir türk kahvesi,
işte bütün tılsım bu sevgili.
herşey seni hatırlatır oldu artık bu küçük şehirde,
her an,her gülüş,her ses,gezdiğmiz yerler,o park,o radyo programı,o şarkı,ilk buluştuğumuz yer.
aah sevgili yokluğuna alışmak büyük meziyet oldu artık bu şehirde,
yokluğuna dayanmak büyük meziyet.
onca geçen zamana rağmen her sabah uyandığımda yine aklımdasın,
ve yine her sabah uyandığımda bugün belki ara ümidi ve içimdeki yalnızlığım,
terk edilmiş bir sandal gibiyim sensizliğin girdabında,
akıntıya kapılmış sürükleniyorum uçsuz bucaksız bir okyanusta,
içimdeki ses hep aynı şeyi söyleyip duruyor,
döön döön diye,
an geliyor sokaklarda bağırmak istiyorum aynı bu sesle,
yolunu kaybetmiş bir kelebek gibi çırpınırken üstüme gelen duvarlara çarpıyorum sanki,
aah sevgili,yokluğuna alışmak büyük meziyet oldu artık bu şehirde,
yokluğuna dayanmak büyük meziyet.
zaman zaman yaptığımız kavgaları bile özler oluyorum
iğneyle düğme gibiydik seninle,
birbirimize batan,ama acıtmayan,
ardından o masumane gülüş,
ve birbirimize sarıldığımız an.
görkemli bir geceye katılmış,tek parça mor kadife elbisenin içindeki güzel kadın gibi hayal ettim seni yokluğunda,
rüyalarımda hep böyle vardın,
hep böyle vardın sensizliğimin kıyısında,
günler geçer,acıyla erir sigara dumanı altında yüreğine aşık çocuk bu küçük şehirde,
aah sevgili,yokluğuna alışmak büyük meziyet oldu artık bu şehirde,
yokluğuna dayanmak büyük meziyet…soner soydas…25.08.2007

















Şubat 23rd, 2008 - 18:52
İçimden bir ses diyorki soner, sen sigarayı süngerine kadar çekip benim gibi parmaklarını kokutan ve sarartan insanlardansın…
Şubat 24th, 2008 - 11:07
evet barış aynen dediğin gibi.yazarken dahada çok içiyorum.ekliyorum habire.yoğunlaşamıyorum.bide türk kahvesi hastasıyım.sigarayla ikisi kardeş gibi bende.aslında bırakmak lazım iyi bişi değil.
Şubat 28th, 2008 - 13:09
Sigara içmeyin
Diyeceksiniz ki içmeyelim tamam içmeyelimde yokluğuna nasıl alışalım meziyet duymadan.